Ağız ve Diş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ağız ve Diş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Mayıs 2008 Salı

9 Adımda Ağız Ve Diş Sağlığı

Plusdent Diş Kliniği’nden Diş Hekimi Mehmet Kazandı kişilerin farkında olmadan yaptıkları hatalardan kurtularak daha sağlıklı dişlere sahip olabileceklerini söylüyor ve bu hataları şöyle sıralıyor:
* Sürekli kahve molası:
Çoğunlukla ofis çalışanlarının sahip olduğu bütün gün kahve, çay vs içme ve atıştırma alışkanlığı, ağızda asit salgılayan bakterileri aktive ederek bu bakterilerin diş yüzeyinde yaşamasına ve dişleri çürütmesine neden olur. Plusdent Diş Kliniği’nden Diş Hekimi Mehmet Kazandı çay ve kahveyi şekersiz tüketilmesini ya da bu içeceklerin yerine süt ve süt ürünlerini tercih edilmesi gerektiğini ve yanında atıştırılan yiyeceklerden kaçınılması gerektiğini belirtiyor.
* Sigara kullanımı:

Sigara içmek ağız kuruluğundan, ağız kokusuna, dişlerin sararmasına ve hatta ağız kanserine kadar birçok hastalığa sebep olabilir. Sadece sağlıklı dişler için değil aynı zamanda sağlıklı bir yaşam için sigarayı bırakmak gerekir.
* Diş ipinin önemi:
Sadece diş fırçalamak dişlerin birbirine bakan diş ara yüzleri, kuron köprü ve implant restorasyonlarının altları ve ortodontik tedavisi gören kişilerin ağız temizliğinde tek başına yeterli değildir. Diş fırçasının ulaşamadığı diş araları diş ipi kullanılarak temizlenebilir. Diş ipi diş eti hastalıklarından korunmak için de ideal bir temizlik yöntemidir.
* Ağız sağlığının en önemli bakımı dişleri fırçalamaktır:
Dişler her yaşta, günde en az iki kez fırçalanmalıdır. Hekim tavsiyesiyle alınan diş fırçası 3 aylık periyotlarla yenilenmelidir. Yaygın olarak bilinenin aksine dişler fırçalanırken diş fırçası kuru olmalıdır, fırça ıslatılarak yapılan işlemde, fırça kılları yumuşadığı için temizlik tam olarak gerçekleşmemektedir. Ayrıca macunun içinde bulunan flor suyla temas ettiği zaman etkinliğini kaybeder.
* Yemek dışında tüketilen tatlı:
Birçok insan yemekten bir kaç saat sonra tatlı yemeği tercih eder. Ancak ana yemekten hemen sonra yenilen tatlı ana yemeğin bir parçasıdır ve çürümeye yol açan bakteriler hala çalışırken yenildiği için onları tekrar aktif hale getirmez, onun yerine aktivitelerini yemek saatleriyle sınırlandırmış olur. Bu nedenle tatlıların yemek öğünleri içerisinde tüketilmesi diş sağlığı için önemlidir.
* Su ihtiyacı:
Yemek yedikten sonra diş için yapılacak en iyi şey su veya süt içmektir. Yemekten sonra içilen bir bardak su, yemek parçalarını ağızdan uzaklaştırır ve ağızdaki asidik ortamı nötrler. Ayrıca süt içmek dişte kalsiyum oluşumuna neden olur.
* Çiğnenemeyen tatlılara dikkat:
Sakız, yapışkanlı tatlılar ve kuruyemiş ağzın içinde temizlenmesi zor alanlarda bakterilere ve hatta diş kırıklarına neden olabilir. Mümkün olduğunca bu tür gıdalardan uzak durmak gerekir.Bu yiyecekler yenildiği takdirde ise diş lerden arınıdırma işlemi büyük bir titizlikle yapılmalıdır.
* Meyve ve sebzelerden kaçmayın:
Meyve ve sebze yememenin ağız içerisinde kötü sonuçları vardır. Bilindiği gibi meyve ve sebzeler vitamin içerirler. Bunlar dişetleri için çok önemlidirler. Ayrıca sert meyve ve sebzelerin tüketimi dişlerde mekanik temizliğede neden olur.Örneğin elmanın ısırılarak tüketilmesi ön dişlerde mekanik temizliğe neden olur.
* Şekersiz sakızı tercih edin:
Eğer sakız çiğnemek gibi bir alışkanlığınız varsa şekersiz sakızları tercih etmelisiniz. Şekersiz sakız çiğnemek ağzın tükürük akışını hızlandırıp, ağzın temizlenmesine ve ağız içi asidin dengelenmesine yardımcı olur.

Plusdent Diş Kliniği’nden Diş Hekimi Mehmet Kazandı günlük hayatımızda sıkça düştüğümüz bu dokuz hataya dikkat ederek daha sağlıklı dişlere sahip olabileceğimizi söylüyor.

Diş Hastalıkları

Çocukluk döneminde süt dişlerin değişip, kalıcı dişlerin gelmeye başlamasıyla pek çok çocukta çapraşıklıkların yaşandığı bildirildi.

Türk Dişhekimleri Birliği'nin (TBD) web sitesinde yer alan bilgilere göre, bir çok anne ve baba, "Çocuğumun dişleri eğri geldi" endişeyle dişhekimine başvuruyor. Bu durumun en büyük nedeninin 'kalıtım' olduğunu belirten uzmanlar, zamanında alınmayan bazı önlemlerin de çapraşıklara yol açtığını ifade ettiler.

Genetik olarak çocukta çene boyutuyla dişlerin genişlikleri arasında uyumsuzluk olması ya da çenelerin gelişmesini olumsuz yönde etkileyen solunum yolu problemlerinin dişlerde çapraşıklığıklara yol açtığını anlatan uzmanlar, "Çocuğunuzun burun yollarındaki solunumu engelleyen faktörler öncelikle üst çenenin daha sonrada alt çenenin normal büyümesini etkileyerek dişlerin düzgün sıralanmasına engel olurlar. Bu durumda mutlaka uzman bir dişhekiminin müdahalesi gerekir" diye konuştular.

Dişlerdeki çapraşıklığın bir diğer nedeninin de süt dişlerinin normal değişme zamanı gelmeden çekilmesi olduğuna dikkati çeken uzmanlar, şunları kaydetti:

"'Nasıl olsa yerine yenisi gelecek' düşüncesiyle tedavi edilebilir düzeydeki süt dişlerinin çekimi son derece hatalıdır. Çünkü bu dişler altlarından gelecek kalıcı dişlerin yerini koruyarak çapraşıklıkları önlerler. Bir süt dişi zamanından önce çekilirse yandaki dişler çekilen dişin boşluğına doğru kayar. Alttan gelecek kalıcı dişin süreceği yeri kapatır, kalıcı diş bulabildiği boşluktan sürmeye çalışır yada gömülü kalır. Her iki durumda da diş sisteminin dengesi bozulur ve çapraşıklıklar gözlenir. Süt dişlerini ara yüzlerinde görülen çürükler zamanında tedavi edilmezse yandaki dişler çürüyen, kayıp diş dokusu kadar boşluğa kayar. Çapraşıklıkların bir diğer nedeni de budur. İşte bu nedenlerden dolayı süt dişlerinde görülen çürüklerin tedavisi son derece önemlidir".

Dişlerin düzgün sıralanmasının sadece estetik açıdan önemli olmadığını anlatan uzmanlar, dişlerdeki çapraşıklıkların bu bölgelerin temizlenmesi güç olacağından çürüklere, dişeti hastalıklarına ve eklem ağrılarına neden olabileceğini belirttiler. Çapraşık dişlerin her yaşta değişik tedavi yöntemleriyle ortodontistler tarafından tedavi edilebildiğini söyleyen uzmanlar, "Ancak bu tür tedaviler oldukça pahalıdır. Bu nedenle çürüyen süt dişlerinin çekiminden çok tedavisi yoluna gitmek daha da önemlisi iyi bir ağız bakımıyla dişleri sağlıklı olarak ağızda tutmak en doğru yöntem olacaktır" şeklinde konuştular.

Bruksizm (Diş Gıcırdatma)

Bruksizm, uyku sırasında dişleri sıkmak, gıcırdatmak ve çeneyi kenetlemektir. Bu normal olmayan bir durumdur ve oldukça rahatsız edici bir ses ortaya çıkar. Uyku sırasındaki diş gıcırdatma o kadar sesli olur ki, kişi uyanıkken aynı sesi çıkaramaz. Çağımızın hastalığı olan stresin, diş gıcırdatmanın en önemli nedeni olduğu düşünülmektedir.

Diş gıcırdatmanın şiddeti ve sıklığı, dişlerimize zarar verecek boyutlara ulaşabilir. Sürekli birbirine sürtünen dişlerin mineleri zarar görür ve dişlerin boyları kısalır. Köklerinde basınçtan dolayı kistik oluşumlar olur. Dişi, çene kemiğine bağlayan bağlarda gevşemeler olur ve bu yüzden dişlerde sallanmalar başlar.

Diş eti dokuları da zarar görür. Dokunulduğunda kanar ve gitgide koyu renkli bir görünüm alırlar. Ayrıca çene eklemindeki kıkırdak dokudaki tahribat yüzünden eklem şikayetleri ortaya çıkar. Eklem şikayetlerini oluşturan sebeplerden biri de sürtünme ile kısalan diş boylarıdır. Diş boylarının kısalması belirgin hale gelince hastanın dış görünümünü de etkiler.

Dişlerini sadece kenetleyen, sürtmeyen kişiler de vardır. Böyle kişilerde ses olayı yoktur fakat yine dişler ve diş dokuları üzerinde oluşan rahatsızlıklar ortaya çıkar.

Diş gıcırdatma ve diş sıkma işlemi sadece gece değil, stresli durumlara göre gündüz içinde geçerlidir. Kişi, olayı gündüz yapıyorsa gece de mutlaka yapıyordur. Sabah kalkıldığında eklemlerde, çiğneme kaslarında, baş ve boyuna yayılan ağrı, yorgunluk, yutkunma güçlüğü, dişlerde ağrı veya hassasiyet olması bruksizmin etkileridir.

Çözümü, stresi ortadan kaldırmak veya dişleri korumaya almaktır. Dişlerin korunması için; ağza, kişiye özel yapılan, silikon esaslı maddeden yapılmış bir gece plağı takılması tavsiye edilir. Bu koruyucu sayesinde şikayetlerin azaldığı ve tamamen ortadan kalktığı gözlemlenmiştir.

Ağız Hijyeni Nasıl Sağlanır?

Diş çürüğü ve dişeti hastalıklarının en önemli sebebi, ağız hijyeninin ihmal edilmesiyle dişler ve dişeti üzerinde biriken bakteri topluluğu, bakteri plağıdır. Dişler, dişetleri, dil ve ağız mukozasında her zaman belirli bir oranda bakteri yaşar. Yeterli bakımın yapılmadığı zamanlarda bu bakterilerin sayıları artar ve hastalık yapıcı özellik kazanır Oysa bakteri plağı basit gereçler ve kolay yöntemlerle kolayca ağızdan uzaklaştırılabilir, diş çürüğü ve dişeti hastalığı önlenebilir.

Sema Hastanesi Dt. Mehmet Coşkun, ağız hijyenini sağlamanın en ideal yolunun diş fırçası olduğunu belirterek, “Düzgün saplı, 0,2 mm çaplı 10,3 mm uzunlukta sentetik kıllı, uçları yuvarlatılmış 3 sıra kıl demeti olan ve her demette 80–85 adet kıl olan bir fırça ideale yakındır. Çocuklar için daha ince kıl çapı olan ve daha kısa kıllı fırça tavsiye edilir. Fırça başıyla sapı arasındaki açı ise tüketicinin en rahat kullandığı model olarak tavsiye edilir. Elektrikli diş fırçaları ise özellikle el becerisi zayıf çocuk veya özürlülerde tavsiye edilmekle birlikte herkes kullanabilir. Ama kullanım esnasında normal fırça kullanımındaki basınç yerine sadece diş yüzeyine temas ettirilmelidir” dedi.

Diş fırçası ile dişlerin ara yüzeylerini temizlemenin pek mümkün olamadığını ifade eden Coşkun, diş aralarının diş ipiyle temizlenebildiğini kaydetti. Çoşkun, “Diş ipi iki diş arasına dikey yönde bir hareket ile indirilir. Diş yüzeyine yaslanan ip aşağı yukarı hareket ettirilir. Kesinlikle testere hareketi yapılmamalı ve alışkanlık oluşana kadar sabırlı davranılmalıdır. Ağızda yer alan köprü protezlerin altını temizlemek için ise özel olarak şekillendirilmiş diş ipleri vardır. Bunlar rahatlıkla köprü altlarına yerleştirilebilmekte ve temizlik yapılabilmektedir. Dişler arasında fazlaca boşluk mevcutsa bu bölgelerde kullanılmak üzere dizayn edilmiş küçük ara yüz fırçaları vardır. Ağız kokusunda etkili bazı bakterilerin özellikle dil üzerinde de yerleştiği tespit edildiğinden dişlerin fırçalaması bittikten sonra dil üzeride fırçalanmalıdır. Günümüzde dilin üzerini fırçalamak için de özel dil fırçaları üretilmiştir” diye konuştu.

Dişler fırçalanırken kullanılan diş macunlarının başlıca etkisi kozmetik, profilaktik ve tedavi edici olarak gruplandırılır. Diş macunlarının içerisinde %20–45 kadar aşındırıcı madde bulunur. Bu aşındırıcılar sayesinde besin artıklarının ve bakteri plağının kolay ve kısa zamanda uzaklaştırılması sağlanır. Ayrıca NaF, MFP, NHF, SnF ve KF gibi flour bileşikleri, diş macunlarının içine konarak florürün dişleri güçlendirici ve hassasiyet önleyici etkisinden faydalanılmaya çalışılır. Diş macunlarının içine konan bir diğer madde çeşidi ise triklosan, klorhexidin vb. gibi diş macununa plak önleyici ve çürük önleyici özellik kazandıran maddelerdir. Diş macunu fırçanın üzerine nohut tanesi büyüklüğünden daha fazla konmamalı ve diş fırçası kuru olmalıdır. Diş fırçasının kuru olmasını temin etmek için sabah ayrı akşam ayrı bir fırça kullanılabilir. Diş macunu bittikçe farklı marka bir diş macunu alınarak her macunun özelliğinden faydalanılabilir.

Dt. Mehmet Coşkun, “Diş fırçalama ve diş ipi kullanımına ek olarak günde bir iki defa ağız gargaraları da kullanılabilir. Genel kullanım için üretilen ağız gargaraları plak önleyici ve çürük önleyici olmak üzere iki çeşittir. Hangisinin kullanılması gerektiğine diş hekimi karar vermelidir. Ağız diş sağlığınız sizin elinizdedir. Bunu korumak için günde en az iki defa doğru bir biçimde diş fırçalamalıyız. Bu fırçalamanın biri mutlaka gece yatmadan önce olmalı ve fırçalamadan sonra hiç bir şey yenmemelidir. Fırçalama bütün dişlerin her yüzeyinde 10 dairesel veya süpürme hareketi yapacak şekilde olmalı, diş ipi kullanmalı ve her 6 ayda bir düzenli olarak diş hekimine kontrole gidilmelidir” şeklinde konuştu.

Diş eti Kanamaları

Nedenleri

Dişeti İltihabı: Diş etleriniz kızardı, yumuşadı, parlıyor ve şiş. Hafif fırçalamayla bile kolayca kanıyor. Dişeti iltihabı, diş temizliğiyle önlenebilir. Ancak bir kere başladı mı, tedavi edilmezse, ciddi dişeti ve çene kemiği hastalıklarına yol açabilir.

Diş Hastalıkları: Dişeti iltihabınız tedavi edilmedi. Dişleriniz kolayca kanıyor. Şişmiş diş etlerinizle dişlerinizin arasında bakteriler ve yemek artıkları birikmiş. Ağzınızda tuhaf bir tat var ve nefesiniz kokuyor. Diş etleriniz, diş diplerinden çekiliyor; bu bölge sıcağı, soğuğa ve tatlı yiyecek ve içeceklere hassas. Bazen dişeti torbalarında apseler oluşuyor. Diş kökünüzdeki kemik hasar gördü ve bir ya da birkaç dişinizi kaybettiniz. Bu, ciddi bir durumdur.

Anemi veya Lösemi: Diş etleriniz kolayca kanıyor ve aynı zamanda burun kanaması, yorgunluk ve güçsüzlük, nefes darlığı, çabuk çürüme eğilimi söz konusuysa, ciddi bir aneminiz olabilir. Bu belirtilere ek olarak kemik ağrısı (özellikle bacaklarınızda) karında ağrı ve şişme, mide bulantısı, ateş, gece terlemesi, iştahsızlık ve kilo kaybı görülüyorsa, bir tür lösemi söz konusu olabilir.

Vincent Enfeksiyonu: Kızarmış, şişmiş, ağrıyan ve kanayan diş etleriniz, gri bir zarla kaplanmış. Konuşurken ya da nefes alırken acıyor ve nefesiniz kötü kokuyor, ağzınızda kötü bir tat var. Aşırı tükürük oluşuyor. Bu durum, diş temizliğine dikkat etmemekten, fiziksel ve duygusal stresten, yetersiz beslenmeden ve çok sigara içmekten kaynaklanan ve bulaşıcı olmayan bir enfeksiyondur. Tedavi edilmesi gerekir ve tahrişe yol açan nesnelerden (sigara ya da baharatlı yiyecekler) uzak durulmalıdır.

Ne Yapmalı

Diş etlerinizi fluorürlü bir diş macunuyla günde en az iki kere veya mümkünse her yemekten sonra fırçalayın.

Günde en az bir kere diş ipliği kullanın.

Dişlerinizi iyi temizleyin; temizlediğinizi renk veren tabletlerle kontrol edin.

Yediklerinize dikkat edin. Aşırı rafine şeker içeren, özellikle de dişlerinize yapışan yiyeceklerden kaçının. Yeşil sebze ve elma gibi kaba maddeli yiyecekleri seçin.

Asiti almak için yemeğin sonunda ağzınıza peynir atın.

A ve C vitaminini eksik etmeyin. Bunlar kavun, brokoli, ıspanak, ciğer, güçlendirilmiş süt ürünleri, portakal, greyfurt, domates, patates ve yeşil biberde vardır.

Yılda iki kere dişlerinizi diş doktoruna temizletin.

Diş Apsesi teşhis ve tedavi

Bazı kişiler diş çürümesini ciddi bir sa lık sorunu olarak görmezler. Ancak, zamanında ve do ru şekilde müdahale edilmedi inde, daha çok sorun yaratan bir hastalı a yol açabilir. Çürüme, bakterinin, dişin özünü enfekte etmesine izin verir. Enfeksiyon köke ve çevre kemi e yayılır. Bu apse olarak bilinir. E er enfeksiyon kemi e ulaşırsa, diş kaybedilebilir. Enfekte diş kökü ve şişmiş doku a rıya neden olabilir. E er kök ölürse, a rı yok olacak, ancak yavaş yavaş da bitişik kemi e zarar verecektir. Enfeksiyonun bir bölümü olarak oluşan irin, çene boyunca bir kanalı aşındırabilir ve diş eti üzerinde bir şişme ya da içi irinle dolu bir deri lezyonuna yol açabilir.

Belirtiler

- Dişte sürekli ya da zonklama şeklinde a rı;

<- Sıcak ya da so uk yiyecek ve içeceklere karşı hassasiyet;

- çi nerken a rı;

- Boyunda şişmiş lenf dü ümleri

- Ateş ve genel kırıklık.

Teşhis

E er dişinizde sürekli ve zonklama tarzında bir a rı varsa, çi nerken a rı duyuyorsanız ya da sıcak ya da so uk yiyecek ve içeceklere karşı hassassanız apseli bir dişiniz olabilir. Hafif ateş, boyunda şişmiş lenf dü ümleri olabilir ve genel olarak kendinizi iyi hissetmezsiniz.

Sızlayan dişin yanındaki diş eti üzerinde oluşan şişme bir noktada patlayabilir ve patlarken a zınızda kötü tat ve koku bırakan yo un bir sıvı çıkarabilir. Aynı anda, a rı büyük bir olasılıkla geçecektir. E er bu semptomlardan herhangi birini yaşarsanız, derhal dişçinize başvurun. Dişçiniz dişinizi muayene eder ve ne yapılması gerekti ine karar verir.

Tedavi

Diş hekiminize gitmeden önce, aspirin ya da başka bir a rı giderici alarak apse a rısını geçirmeye çalışabilirsiniz. Yalnız, aspirini do rudan dişinizin ya da çevre dokunun üzerine uygulamayın. A zınızı saat başı ılık, tuzlu suyla çalkalamak yatıştırıcı olabilir ancak tedavi edici de ildir.

Geçmişte, apseli bir dişe yapılan tek tedavi, dişin çekilmesiydi Belirli koşullar altında diş çekimi yine de uygun olabilir. Ancak, günümüzde diş hekimleri genellikle apseli dişleri iyileştirmektedirler.

İlk adım olarak, dişçiniz büyük bir olasılıkla enfeksiyonu gidermek için bir antibiyotik tedavisi uygulayacak. böylece enfeksiyonun vücudunuzun di er bölümlerine yayılmasını önleyecektir. Rahatlamanız için ayrıca reçeteye a rı giderici ilaçlar yazabilir.

Dişinizi kurtarmak için diş hekiminiz, o bölgeyi uyuşturabilir ve daha sonra o dişin diş özü yuvasına bir delik açabilir. Bu basıncı azaltacaktır. Diş özü yuvası temizlenir, dezenfekte edilir ve hareket etmeyecek şekilde bir maddeyle doldurulur. Apseli diş temizlendikten sonra e er şişme devam ediyorsa, dişçiniz aktinomikoz adı verilen bir hastalık olup olmadı ını anlamak için özel bir kültür yapmayı isteyebilir.

Bir sonraki adımda diş hekimi diş içine geçici bir dolgu koyacaktır. Enfeksiyon temizlendikten sonra (genellikle birkaç hafta içinde), dişinize kalıcı dolgu yapılır.

Diş Beyazlatma Sağlıksız Olabilir Mi?

İnci gibi dişlere sahip olmak günümüzde hiç de zor değildir. Gelişen diş teknolojisi hem koruyucu önlemler hem de tedavide çığır açmış durumda.

Son yıllarda ülkemizde de yaygınlaşan dişlerin beyazlatılması işlemi, estetik kaygılarla dişhekimine müracaatların neredeyse önemli bir bölümünü oluşturuyor.

Ancak her işlemde olduğu gibi son derece masum gibi görülen beyazlatma işleminde de dikkatli olunması çağrısında bulunan İstanbul Dişhekimleri Odası Bilim Kurulu, “Diş beyazlatma yönteminin sakıncalı olduğu kişiler kesinlikle böylesi bir işleme heveslenmesinler” uyarısı yapıyorlar.

Kimler İçin Sakıncalı
Dış kaynaklı ve iç kaynaklı nedenlerle normalde beyaz olan rengi sarıdan kahverengi hatta griye kadar değişebilen dişlerin beyazlatılmasında değişik yöntemler uygulanıyor. Prof. Dr. Andrej Kielbassa, yaptığı açıklamada beyazlatmanın sakıncalı olduğu durumlar şöyle sıralanıyor:

· Geniş pulpalı dişler
· Dişeti çekilmeleri
· Ortodontik hareket sonucu aşırı hassasiyet gösteren dişler
· Ağır mine kaybı olan dişler
· Ağızda porselen, kuron gibi pahalı restorasyonların olması
· Hamilelik ve emzirme döneminde bulunmak
· Hidrojen peroksit alerjisi olan kişiler

Beyazlatma yöntemleri canlı ve cansız dişlerde yapılabiliyor. Bunun yanısıra hidrojen peroksit kullanılarak ya da aşındırırlarak yapılan beyazlatma türleri bulunuyor.

Günümüzde hidrojen peroksit kullanılarak yapılan iki beyazlatma yöntemi bulunuyor.

Birincisi “In Office bleaching” diğeri ise “Night Guard Vital Bleaching”. Son yıllarda “Night Guard Vital Bleaching” yöntemi, uygulama kolaylığı ve olası yan etkisinin azlığı nedeniyle en sık başvurulan beyazlatma yöntemi.

Bu yöntem ev beyazlatması, matris beyazlatması ya da evde beyazlatma isimleri ile de anılıyor. Yöntem vakumla şekillendirilmiş ağız içi aygıta yerleştirilen beyazlatma maddesinin gün boyunca uygulanması esasına dayanıyor.

Mekanik aşındırmayla beyazlatma yöntemini önermeyen uzmanlar, minenin kimyasal olarak aşındırılması yönteminin ise bazı tür renklenmelerde etkili olduğunu vurguluyorlar.

Aftlı Ağıziçi İltihabı

Çoğu kez virüslerden kaynaklanır. Genellikle sütçocuklannda, gebe kadınlarda ve sindirim bozuklu u çekenlerde görülür. Bazı insanlarda ceviz, badem, çilek gibi belirli besinlerin yenmesiyle aftlı oluşumların yinelendi i göz önüne alınırsa bu hastalı ın alerjik bir boyutu da oldu u söylenebilir.

Hastalık titreme ve ateş yükselmesiyle birden ortaya çıkar. Daha sonra a ız boşlu unda çok a rılı ülserlere dönüşen sıvı dolu kabarcıklar görülür. Hastalık hızlı gidişlidir ve 1-2 haftada iyileşir. Gargara biçiminde bölgesel tedavinin yanı sıra antibiyotikler ve kortizonla genel tedavi uygulanır.

Kronik bakteri ve mantar enfeksiyonlarına bağlı ağıziçi iltihabı

Actinomyces a ız boşlu unda iltihaba yol açan önemli bir bakteri grubudur. Bu bakteriler a ızdaki kemik ve kas dokusuna yerleşir. Oluşturdukları fistüllerden çıkan irin çok miktarda tipik tanecikler içerir. Bu bakterilerin giriş yollan genellikle diş çürükleridir.

Oldukça sık rastlanan pamukçuk a ızda mantarlara ba lı bir iltihaptır. A ız boşlu u mukozasında Candida albicans türü mikroskopik bir mantarın gelişmesiyle oluşur. Dişetlerini, dili, yanak iç yüzeylerini ve bademcikleri kaplayabilen kesilmiş süte benzer.

A ızda birbirleriyle birleşmeye e ilimli beyaz alanlar ortaya çıkar. Kolayca kaldırılabilen bu oluşumların altında kırmızı bir yüzey görülür. Pamukçuk daha çok yenido anlarda görülür. Yerel olarak uygulanan mantar öldürücü ilaçlar ve metilen mavisiyle kolayca tedavi edilebilir. Ama bu hastalık zayıf düşmüş ve organizmanın savunma yetenekleri azalmış yaşlılarda da ortaya çıkabilir. Bu durumda enfeksiyon derindeki dokulara, yani solunum ve sindirim mukozalanna yayılabilir.

Bozuklukların sebebi nedir?

Kadınlar erkeklere oranla tüm yaşlarda kokuyu doğru tanımlamada daha yeteneklidirler. Bazı insanların doğuştan koku duyusu azdır. Bazıları ise değişik bir nedenle bu hissi kaybetmişlerdir. Üst solunum yolu enfeksiyonları ve kafa travmaları en önemli nedenlerdir.

Koku ve tat duyusundaki kayıpların kaynağı burun ve sinüslerdeki polipler, hormonal bozukluklar veya dental problemler olabilir. Uzun süre belli kimyasal maddeleri soluyan insanlarda (örneğin, böcek öldürücüler) bu hissin kaybı görülmektedir. Sigara dumanı insanların en çok maruz kaldığı durumlardır.

Kokuyu tanımlama yetisini azalttığı gibi tat almayı da bozar. Sigara bırakıldığında koku alma duyusu yavaş yavaş iyileşir. Baş-boyun kanserleri için yapılan radyoterapiden sonra hastalarda tat ve koku alma hissinde kayıplar olur. Sinir sistemine ait bazı hastalıklardan sonra da benzeri kayıplar görülür.

Gırtlağı alınan hastalarda genellikle tat duyusu azalır. “By-pass” tüpü ile burundan nefes aldırılarak bu şikayetler giderilebilir (Bu da koku ve tat almak için havanın mutlaka burundan geçmesi gerektiğini gösteren bir örnektir).

Koku ve tat alma rahatsızlıklarının tanısı nasıl yapılır?

Bu maddeleri algılama şiddeti ve maddenin konsantrasyonu arttrıldığında koku ve tadı algılama şiddetindeki artışlar da test edilir. Koku emdirilmiş kağıtlarda hızlı bir test uygulanır.

Kanamalı Ağıziçi İltihabı

Kanamalarla ortaya çıkan a ız mukozası iltihabıdır. Genellikle a ızdaki belirli bir nedenden kaynaklanmaz. Pıhtılaşma bozuklukları, karaci er ve kalp-damar hastalıkları, zehirlenmeler ve vitamin yetmezlikleri (niyasin ve C vitamini eksikli i) gibi genel hastalıkların bir belirtisidir. Akut lösemi, B12 vitamini eksikli ine ba lı kansızlık, tifo, sıtma gibi hastalıklar sırasında da sık görülür. Tedavi genel hastalı a ba lı olarak yürütülür.

Koku ve tat alma duyusu nasıl çalışır?

Koku ve tat alma duyusu kimyasal algı sistemine bağlıdır. Koku ve tat alma işlemi çevremizdeki maddelerden salınan moleküllerin özel sinir uçlarını uyarması ile başlar.

Koku hücreleri çevremizdeki kokularla uyarılır (Örneğin, parfüm kokuları). Bu sinir hücreleri burun boşluğunun üst tarafında öbekler halinde bulunur ve beyine direkt olarak bağlanırlar.

Tat hücreleri ağız ve boğazdaki tat cisimciklerinde toplanmışlardır ve tükürükle karışan yiyecek ve içeceklerle uyarılırlar. Dil üzerinde görülen pürtüklerin çoğu tat cisimciklerini içerirler.

Bu yüzeysel hücreler tat ile ilgili bilgiyi komşu sinir lifleri yoluyla beyine gönderirler. Tat ve koku hücreleri sinir sisteminin yaşlandıkça yenilenen tek bölümüdür. Bilim adamları bu fenomenden yola çıkarak diğer hücreleri de yenileme yönünde çalışmalar yapmaktadır.

Kimyasal algılama sistemi bir şekilde genel kimyasal duyu olarak nitelendirilir. Vücudun ıslak yüzeylerindeki (göz, ağız, burun, boğaz gibi) binlerce serbest sinir uçları amonyak, çok acı biber veya mentol kokusuna karşı hassasiyet gösterirler.

Genel olarak tat almada 4 farklı duyudan söz edebiliriz. Tatlı, ekşi, acı ve tuzlu olarak ayrılabilen bu farklı duyuların belli kombinasyonları ısı, koku ve genel kimyasal duyu ile birlikte “tat” hissini yaratır. Bu tat bize yediğimizi ayırt etmemizi sağlar.

Tat duyusu koku ile de algılanabilir. Örneğin çikolata yerken burun kapatılırsa çikolata tadını tanımlamada güçlük çekilebilir. Bununla birlikte tatlı veya acı olup olmadığı hissedilebilir. Çikolatanın tadı kokusu ile bütünleştirilerek alınabilir. Bu örnek kahve için de geçerlidir.