Penis Küçüklüğü
Aileler için çocuklarının cinsiyeti kadar, cinsiyetlerine uygun fonksiyonlara sahip olması da önemlidir. Hem cinsel fonksiyon hem de üreme için cinsel organların yeterli olması yanında cinsiyet hormonlarının da normal olması gereklidir. Bu hormonlar gebeliğin ilk haftalarından başlayarak cinsel farklılaşmayı ve cinsel organların yeterli olmasını sağlarlar. Erkek çocukların cinsel organlarına daha çok dikkat gösterilir, çünkü hep göz önündedirler. Penis büyüklüğü çoğu zaman ?muzır? bir merak konusu olsa da ?küçük penis? her zaman ailelerde endişe uyandırır. Penis küçüklüğü hem ileride yol açabileceği sorunlar hem de bazı önemli tıbbi sorunların göstergesi olabileceği için dikkatle değerlendirilmesi gereken bir konudur. Bu yazıda soru ve cevaplarla penis küçüklüğü üzerinde durulacaktır
Çocuklarda penis gelişimi nasıl olmaktadır?
Penis dış genital yapıların farklılaşmasına paralel olarak gebeliğin 8-16 haftaları arasında gelişmektedir. Penis gelişmesinde testesteron ve dihidrotestesteron isimli iki erkeklik hormonunun rolü vardır. Bu iki hormon gebeliğin son üç ayından bebekliğin ilk altı ayına kadar penis büyümesini sağlarlar. Bu nedenle penisin normal büyüklüğe erişmesi için anne karnında bebeğin salgıladığı hormonların yeterli olması gereklidir. Genel olarak 6. ay ile ergenliğin başlangıcı arasında penis büyümesi yavaştır ve ergenlikle birlikte artan erkeklik hormonlarının etkisiyle erişkin boyutlarına erişir. Penis büyümesi için hormonlar kadar bu hormonlara cevap veren dokuların da normal olmasına ihtiyacı vardır. Erkeklik hormonları penis büyümesi yanında cinsel istek (libido) ve penisin dikleşmesi (ereksiyon) için de gereklidir.
Penis küçüklüğü nasıl anlaşılır?
Penis boyu gerdirilmek suretiyle ve kökü ile ucu arasındaki mesafe ölçülerek değerlendirilir. Bazen penis genital bölgedeki yağ dokusu içine ?gömülü?dür. Bu durumda penis uzunluğunun daha dikkatli değerlendirilmesi gereklidir. Yenidoğan bir bebekte penis boyu 1.9 cm?den küçükse önemli bir sorun var demektir ve mutlaka ileri inceleme yapılmasına ihtiyaç vardır. Değişik yaşlardaki ortalama ve en küçük penis boyları aşağıdaki tabloda verilmiştir. Bir çocuğun penis boyu kendi yaşına uyan en küçük penis boyundan kısa ise penis küçüklüğü var demektir.
Anne ve babalar yenidoğan döneminden itibaren bebeklerin genital yapılarıyla ilgilenmelidirler. Aile bebeğinin penisinin küçük olduğunu düşünüyorsa mutlaka çocuk endokrinolojisi bulunan bir merkeze götürmelidir.
Penis küçüklüğünün nedenleri nelerdir ve bu çocuklara nasıl yaklaşılmalıdır ?
Penis küçüklüğü ya tek başına ya da dış genital yapılarda genel bir bozukluk ile birlikte meydana gelir. Her iki durumda cinsel gelişmeyi sağlayan hormonlarda veya penisi meydana getiren dokularda bir yetersizlik söz konusudur. Penis küçüklüğü ile birlikte testislerin yerinde olmaması anne karnında bebeğe ait hormonlarda bir yetersizlik olduğunu akla getirmelidir. Penis küçüklüğü ile birlikte bebeğin cinsel görünümünün belirsiz olması acil değerlendirmeyi gerektiren bir sorundur. Penis küçüklüğü bazı sendromların veya büyüme hormonu eksikliğinin bir sonucu da olabilir. Penis küçüklüğü vakalarının bir kısmında ise bir neden bulunamamaktadır.
Penis küçüklüğü olan çocuklarda en önemli konu penis boyunun erişkin yaşta cinsel ilişki için yeterli olup olmayacağıdır. Bu nedenle yenidoğan döneminden itibaren hem testislerinin fonksiyonunun hem de penis dokusunun hormonlara cevabının ne durumda olduğunu göstermek için bir dizi inceleme yapılmalıdır. Penisi çok küçük ve erkeklik hormonuna cevap vermeyen çocukların cinsel kimliklerinin yeniden değerlendirilmesi gereklidir. Düşük doz erkeklik hormonu ile penis büyümesi sağlanan ve başka sorunu olmayan çocukları ergenlik dönemi sonuna kadar izlemek ve nedene göre tedavi planlamak gereklidir. Hem tanı hem de tedavi ile ilgili girişimlerinin çocuk endokrinolojisi ünitelerinde yapılmasına özen gösterilmelidir.
Cinsel Sorunlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Cinsel Sorunlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
13 Haziran 2008 Cuma
Sekste Iyi Olmak Icin
• Cinsel gücü arttırmak için afrodizyakların peşine düşen erkeklerin bu serüveni daha ne kadar sürer bilinmez, ama bu arayışın her toplumda farklı bir "afrodizyak kültürü" yarattığı söylenebilir.
• Çin'de, dokununca şiştiği için erkeğe iktidar gücü vereceği düşünülen deniz salyangozundan yapılmış bir yemek afrodizyak kabul edilir örneğin.
• Başka bir ülkede "erkek keklik başı," bir diğerinde ise "suaygırı burnu" gözde yiyecekler arasındadır. Seçenekler saymakla bitmez ve bu çeşitlilik, işin ciddiyetini anlamaya yeter de artar bile.
• Cinsel gücü arttıran afrodizyakları arayacağınıza vitamin, mineral ve çeşitli otlardan oluşan lezzetli bir diyetle de isteğinize kavuşabilirsiniz.
• Doğru vitamin ve mineraller kullanıldığında ve doğru miktarlarda alındığında erkeklerin cinsel güçlerini kolayca artırabilir.
• Gerçi tüm mineraller vücut için önemlidir ama çinko, diğerleri arasında "ağır işçi" olarak bilinir, yani ağır işleri yapan mineraldir. Eğer kısır değilseniz, gücünüz hâlâ yerindeyse, rahatça ereksiyon olabiliyor ve bu durumun daha uzun yıllar sürüp gidecebileceğini hissediyorsanız her şeyi çinkoya borçlusunuz.
• Her ereksiyon için günlük ihtiyacınızın üçte biri kadar, yani 5 mg. çinko harcarsınız. Ancak harcanan çinkoyu geri almak da kolaydır. İrice bir biftek günlük çinko ihtiyacınızın tümünü karşılarken, tek bir istiridye "depoyu doldurur." Hindi, tahıl ve baklagillerde de bol çinko bulunur.
• Kadınları size kul köle edecek parfümü arıyorsanız boş yere uğraşmayın. Tek ve gerçek seks iksirini arayan bilimadamları araştırmalarını, kerevizde de bulunan güçlü erkeklik hormonu androsteron üzerinde yoğunlaştırdı.
• Araştırmalara göre androsteron vücuda girdikten sonra terle dışarı atılıyor. Siz kereviz yedikten sonra, tam anlamıyla kokusunu alamasa da partnerinizin, kadınları çektiğine inanılan androsteron sayesinde size iyice sokulduğunu göreceksiniz.
• Kereviz sayesinde yıllık ortalama performansınız öyle aman aman artmasa da düşük kalorili, bol lifli bir yiyecek yemiş, dişlerinizi temizleyip, ağız kokunuzu gidermiş olursunuz.
• Sabah içtiğiniz bir fincan kahve sadece "afyon patlatmıyor." Günde en az bir fincan kahve içen erkek ve kadınların, kendilerini diğer insanlara göre en az iki kat daha fazla seksi hissettikleri söylenir.
• Bunu uygulayan erkeklerin aynı zamanda ereksiyon sorunuyla da daha az karşılaştıkları bilinir. Uzmanlar sabah içilen bir fincan kahvenin cinsel gücü olumlu etkileyeceğini söylüyor.
• Ama siz yine de temkinli olun ve fincan sayısını abartmayın. Art arda içilen kahveler sizi giderek daha seksi değil, daha sinirli yapabilir; unutmayın.
• Artık güzel kadınları gördüğünüzde kendinizi iyi hissetmiyor, ereksiyon süreniz giderek azalıyor, sperm sayınız bir elin parmaklarını geçmiyorsa, sorunun kaynağı serotonin seviyesinin düşüklüğü olabilir. Bu son derece gerekli "madde"yi beyin, içinde karbonhidrat ve triptofan bulunan besinleri birlikte aldığınızda üretiyor. Bir amino asit olan triptofan et ve süt ürünlerinde bulunur.
• Serotonin seviyesini düşüren etkenlerin başında stres geliyor. Belki de bu yüzden uyku getiren bir madde olan triptofan, serotonin üretme denkleminin temel taşlarından biri. Triptofan ve karbonhidratları birlikte yediğinizde rahatlayıp gevşediğiniz için vücudunuz serotonin üretme fırsatını buluyor.
• Serotonin üretilince de gücünüz yerine geliyor. Vücudunuzdaki triptofan seviyesi için endişelenmeyin. Balık, tavuk ya da kırmızı eti, ekmek ya da hamurişiyle yerseniz sorun kalmıyor.
• Kalsiyum yoksa havai fişek gösterisi de yok. Orgazmdan sorumlu(!) olanlar da dahil, bütün kaslarınız kasılıp gevşerken vücudunuz yakıt olarak kalsiyum kullanır.
• Süt ürünleri, balık (özellikle konserve sardalya), ekmek ve yeşil sebzeler kalsiyum açısından zengindir.
• Kuru fasulye, yulaf ezmesi ve kabuklu meyveler gibi kolesterol düşüren yiyecekler dolaşım sisteminin düzenlenmesini de sağlar.
• Kolesterolün tıkayabileceği damarların arasında ereksiyonu sağlayan damar da var. Bu yüzden kızartma, yağ ve kırmızı et gibi kolesterol yükselten yiyeceklerden kaçınmak yararlı olacaktır.
• Ereksiyon sırasında penise normalden on kat daha fazla kan gider, ancak damarlar tıkanırsa sertleşme istendiği ölçüde olmaz. Kolesterol miktarını kontrol altına almanın en iyi yolu diyetinizin en fazla yüzde 30'unu yağa ayırmanızdır.
• Eğer vücudunuzdaki tiamin ve niasin seviyeleri düşükse yatakta bir Ferrari olmanız mümkün değil. Kuşkonmaz, tahıl, fıstık gibi ürünlerden alınabilen B vitaminindeki tiamin maddesi vücut hücrelerinizin ürettiği enerji miktarını arttırıyor.
• Et ve baklagillerde mevcut niasin ise kanı sulandırarak akışını hızlandırır. Bu durum, mutlu sona yaklaşırken vites değiştiren kalbinizi de oldukça rahatlatır. Üstelik niasin, testosteron yapımı için de gerekli.
• Çoğu kişi B vitaminini normal diyetle yeterli düzeyde alır. Özellikle alkol niasin seviyesini düşürdüğü için dikkatli tüketilmelidir.
• C vitamini deriyi yumuşak ve canlı tutarak karşı cinsi cezbetmenizi sağlar. Bir antioksidan olarak spermlerinizi serbest radikallerden korur.
• C vitaminin portakalsuyu, çilek ve kivide bulunduğunu biliyorsunuz. Ama domates ve yeşil sebzelerde de C vitamini bulabileceğinizi unutmayın.
• E vitamini testosteronun parçalanmasını engellediği için libidonuzu göklere çıkarır. Fındık, yağlı tohumlar, tahıllar, meyve ve sebzelerin hepsi iyi kaynaklardır.
• Ayrıca E vitaminini tablet olarak bulmak da mümkün. Ama günde 100 UI'dan fazla almamalısınız çünkü yüksek dozların tansiyonu arttırdığı biliniyor.
• Afrodizyak peşinde koşacak gücünüz ve zamanınız yoksa endişelenmeyin. Yediklerinize dikkat ederek de cinsel gücünüzü koruyabileceğinizi söyleyen uzmanlar özel bir menü de hazırladı.
Kahvaltı
• Bir fincan koyu kahve (kafein patlaması için)
• Bir kase çilek (C vitamini)
• İki dilim kızarmış esmer ekmek (kalsiyum, tiamin)
• Muz (riboflavin)
• Yarım tas sütün içine Müsli (çinko, kalsiyum)
Öğle yemeği
• Etli sandviç (çinko, kalsiyum, tiamin)
• Bir bardak süt (kalsiyum)
• Fırında patates (C vitamini)
• Bezelye (niasin)
Akşam yemeği
• Tavuk göğüs (niasin)
• Pilav (prostatınızı korumak için)
• Kuşkonmaz (tiamin)
Ara öğünler
• Yarı yağlı yoğurt (kalsiyum)
• Fıstık (tiamin)
• Kereviz (androsteron)
• Çin'de, dokununca şiştiği için erkeğe iktidar gücü vereceği düşünülen deniz salyangozundan yapılmış bir yemek afrodizyak kabul edilir örneğin.
• Başka bir ülkede "erkek keklik başı," bir diğerinde ise "suaygırı burnu" gözde yiyecekler arasındadır. Seçenekler saymakla bitmez ve bu çeşitlilik, işin ciddiyetini anlamaya yeter de artar bile.
• Cinsel gücü arttıran afrodizyakları arayacağınıza vitamin, mineral ve çeşitli otlardan oluşan lezzetli bir diyetle de isteğinize kavuşabilirsiniz.
• Doğru vitamin ve mineraller kullanıldığında ve doğru miktarlarda alındığında erkeklerin cinsel güçlerini kolayca artırabilir.
• Gerçi tüm mineraller vücut için önemlidir ama çinko, diğerleri arasında "ağır işçi" olarak bilinir, yani ağır işleri yapan mineraldir. Eğer kısır değilseniz, gücünüz hâlâ yerindeyse, rahatça ereksiyon olabiliyor ve bu durumun daha uzun yıllar sürüp gidecebileceğini hissediyorsanız her şeyi çinkoya borçlusunuz.
• Her ereksiyon için günlük ihtiyacınızın üçte biri kadar, yani 5 mg. çinko harcarsınız. Ancak harcanan çinkoyu geri almak da kolaydır. İrice bir biftek günlük çinko ihtiyacınızın tümünü karşılarken, tek bir istiridye "depoyu doldurur." Hindi, tahıl ve baklagillerde de bol çinko bulunur.
• Kadınları size kul köle edecek parfümü arıyorsanız boş yere uğraşmayın. Tek ve gerçek seks iksirini arayan bilimadamları araştırmalarını, kerevizde de bulunan güçlü erkeklik hormonu androsteron üzerinde yoğunlaştırdı.
• Araştırmalara göre androsteron vücuda girdikten sonra terle dışarı atılıyor. Siz kereviz yedikten sonra, tam anlamıyla kokusunu alamasa da partnerinizin, kadınları çektiğine inanılan androsteron sayesinde size iyice sokulduğunu göreceksiniz.
• Kereviz sayesinde yıllık ortalama performansınız öyle aman aman artmasa da düşük kalorili, bol lifli bir yiyecek yemiş, dişlerinizi temizleyip, ağız kokunuzu gidermiş olursunuz.
• Sabah içtiğiniz bir fincan kahve sadece "afyon patlatmıyor." Günde en az bir fincan kahve içen erkek ve kadınların, kendilerini diğer insanlara göre en az iki kat daha fazla seksi hissettikleri söylenir.
• Bunu uygulayan erkeklerin aynı zamanda ereksiyon sorunuyla da daha az karşılaştıkları bilinir. Uzmanlar sabah içilen bir fincan kahvenin cinsel gücü olumlu etkileyeceğini söylüyor.
• Ama siz yine de temkinli olun ve fincan sayısını abartmayın. Art arda içilen kahveler sizi giderek daha seksi değil, daha sinirli yapabilir; unutmayın.
• Artık güzel kadınları gördüğünüzde kendinizi iyi hissetmiyor, ereksiyon süreniz giderek azalıyor, sperm sayınız bir elin parmaklarını geçmiyorsa, sorunun kaynağı serotonin seviyesinin düşüklüğü olabilir. Bu son derece gerekli "madde"yi beyin, içinde karbonhidrat ve triptofan bulunan besinleri birlikte aldığınızda üretiyor. Bir amino asit olan triptofan et ve süt ürünlerinde bulunur.
• Serotonin seviyesini düşüren etkenlerin başında stres geliyor. Belki de bu yüzden uyku getiren bir madde olan triptofan, serotonin üretme denkleminin temel taşlarından biri. Triptofan ve karbonhidratları birlikte yediğinizde rahatlayıp gevşediğiniz için vücudunuz serotonin üretme fırsatını buluyor.
• Serotonin üretilince de gücünüz yerine geliyor. Vücudunuzdaki triptofan seviyesi için endişelenmeyin. Balık, tavuk ya da kırmızı eti, ekmek ya da hamurişiyle yerseniz sorun kalmıyor.
• Kalsiyum yoksa havai fişek gösterisi de yok. Orgazmdan sorumlu(!) olanlar da dahil, bütün kaslarınız kasılıp gevşerken vücudunuz yakıt olarak kalsiyum kullanır.
• Süt ürünleri, balık (özellikle konserve sardalya), ekmek ve yeşil sebzeler kalsiyum açısından zengindir.
• Kuru fasulye, yulaf ezmesi ve kabuklu meyveler gibi kolesterol düşüren yiyecekler dolaşım sisteminin düzenlenmesini de sağlar.
• Kolesterolün tıkayabileceği damarların arasında ereksiyonu sağlayan damar da var. Bu yüzden kızartma, yağ ve kırmızı et gibi kolesterol yükselten yiyeceklerden kaçınmak yararlı olacaktır.
• Ereksiyon sırasında penise normalden on kat daha fazla kan gider, ancak damarlar tıkanırsa sertleşme istendiği ölçüde olmaz. Kolesterol miktarını kontrol altına almanın en iyi yolu diyetinizin en fazla yüzde 30'unu yağa ayırmanızdır.
• Eğer vücudunuzdaki tiamin ve niasin seviyeleri düşükse yatakta bir Ferrari olmanız mümkün değil. Kuşkonmaz, tahıl, fıstık gibi ürünlerden alınabilen B vitaminindeki tiamin maddesi vücut hücrelerinizin ürettiği enerji miktarını arttırıyor.
• Et ve baklagillerde mevcut niasin ise kanı sulandırarak akışını hızlandırır. Bu durum, mutlu sona yaklaşırken vites değiştiren kalbinizi de oldukça rahatlatır. Üstelik niasin, testosteron yapımı için de gerekli.
• Çoğu kişi B vitaminini normal diyetle yeterli düzeyde alır. Özellikle alkol niasin seviyesini düşürdüğü için dikkatli tüketilmelidir.
• C vitamini deriyi yumuşak ve canlı tutarak karşı cinsi cezbetmenizi sağlar. Bir antioksidan olarak spermlerinizi serbest radikallerden korur.
• C vitaminin portakalsuyu, çilek ve kivide bulunduğunu biliyorsunuz. Ama domates ve yeşil sebzelerde de C vitamini bulabileceğinizi unutmayın.
• E vitamini testosteronun parçalanmasını engellediği için libidonuzu göklere çıkarır. Fındık, yağlı tohumlar, tahıllar, meyve ve sebzelerin hepsi iyi kaynaklardır.
• Ayrıca E vitaminini tablet olarak bulmak da mümkün. Ama günde 100 UI'dan fazla almamalısınız çünkü yüksek dozların tansiyonu arttırdığı biliniyor.
• Afrodizyak peşinde koşacak gücünüz ve zamanınız yoksa endişelenmeyin. Yediklerinize dikkat ederek de cinsel gücünüzü koruyabileceğinizi söyleyen uzmanlar özel bir menü de hazırladı.
Kahvaltı
• Bir fincan koyu kahve (kafein patlaması için)
• Bir kase çilek (C vitamini)
• İki dilim kızarmış esmer ekmek (kalsiyum, tiamin)
• Muz (riboflavin)
• Yarım tas sütün içine Müsli (çinko, kalsiyum)
Öğle yemeği
• Etli sandviç (çinko, kalsiyum, tiamin)
• Bir bardak süt (kalsiyum)
• Fırında patates (C vitamini)
• Bezelye (niasin)
Akşam yemeği
• Tavuk göğüs (niasin)
• Pilav (prostatınızı korumak için)
• Kuşkonmaz (tiamin)
Ara öğünler
• Yarı yağlı yoğurt (kalsiyum)
• Fıstık (tiamin)
• Kereviz (androsteron)
Uykuda Seks Bagimlisimisiniz?
• Uyku sırasında çoğu insanın beyni de çalışmaya ara verir ama uykuda seks bağımlılığı hastalarında, yemek yemek ve seks yapmak gibi basit ihtiyaçları kontrol altında tutan hipotalamus hızlanır ve libidosunu uyarır.
• Derin bir uyku uyumakta olan sevgilinizin yanına uzandığınızda refleks olarak size sarıldığı oldu mu? Kadınlar o sırada yakınlık ihtiyacı içinde olduklarını fark etmeseler de vücutları temasa otomatik olarak tepki verir.
• Sevgilinize sokulduğunuzda vücudunuz ve beyniniz seksüel bir tepki veriyor. Öte yandan hipotalamus, uyurken bile vücutsal temas da dahil olmak üzere tüm ihtiyaçlarınızı gözlemliyor.
Uykuda seks hastalık mı?
• Araştırmacıların son gözdesi henüz tedavi yolu bulunamayan 'uykuda seks' hastalığı seksomnia...
• New Scientist dergisine konu olan hastalık, 'Uyku halindeyken cinsel ilişkiye girme ihtiyacı hissetme' olarak tanımlanıyor. Araştırmalarsa hastaların durumlarından utanmaları ve doktora açıklama yapamamaları nedeniyle ağır ilerliyor.
• Hastalık, ilişkileri de olumsuz etkiliyor. Dergiye konuşan hastalardan Lisa Mahoney, 'Kontrol altına alamadığım bu aptalca durum beni korkutuyor ve uzun vadede ilişkimi bozmasından endişe ediyorum' diyor. Araştırmacıların büyük kısmına göre seksomnia, uykuyla uyanıklık arasında kalınan uyurgezerliğin bir türü.
• Yetişkinlerde uyurgezerliğin yüzde 2-4 oranında görüldüğü, seksomnia'nın bu derece yaygın olmadığı söyleniyor. Ancak 2005'te yapılan bir internet araştırmasına göre seksomnia, tıbbi raporlarda belirlenenden daha yaygın bir rahatsızlık.
• Uyku uzmanı Mark Pressman'a göre, hastalık zaten sıklıkla çiftler arasında görülüyor. Pressman, “Bazen nefret ediyor, bazense tolere edebiliyorlar. Bazı ender rastlanan örneklerdeyse bunu uyanıkken yapılan sekse tercih ettiklerini görüyoruz” diyor.
• Uyku sırasında vücudun, hormon stoğu yapmak için bir çeşit ikmal mekanizması vardır ve bu yüzden uykusuzluk çeken kişilerde, cinsel dürtü hormonu olarak da bilinen testosteron seviyesi düşük olabilir.
• Buna rağmen bazı kadınlar, uykusuz kalmaları sonucunda sinirli oldukları zaman, seksüel olarak aşırı derecede uyarılmış oluyorlar. Bunun sebebi o sırada beynin daha ilkel bir konuma geçmesi olabilir.
• Erkek arkadaşınızın seviştikten hemen sonra uyuyakalmasına kızmaktan vazgeçin. Çünkü orgazm yaşamak bir erkeği yalnızca fiziksel olarak yormuyor, aynı zamanda vücudunda mutluluk ve uyku hissi veren bir hormon olan prolaktin birikmesine yol açıyor.
• Öte yandan kadınlarda ise prolaktin kadar salgılanan oksitosin hormonu da yakınlaşma ihtiyacını artırıyor. Bu da kadınların sevişmenin ardından partnerlerinin yanında uyuklamaktansa, ona sokulma ihtiyacını ortaya çıkarıyor.
• İrade dışı; uykuda orgazmlar özellikle erkeklerde hemen her zaman cinsel rüyalarla birlikte gerçekleşiyor. Uyku sırasında günlük çekingenliklerimiz ve öğrenilmiş denetimlerimiz, çok daha az etkin olduğundan birçok bilinçaltı dileklerimiz zararsız, simgesel biçimde rüya olarak ortaya çıkarlar.
• Bilinçli yasaklamaların etkisinin azalması, çoğu kimsenin, özellikle kadınların, uykuda çok daha hızlı orgazma gelmelerini de açıklar.
• Bugün genellikle uykuda orgazmın gerekli ve sağlıklı olduğu hatta cinsel perhiz durumlarında "doğal" bir ikame yolu oluşturduğu düşünülüyor.
• Yapılan araştırmalar bunun doğru olmadığını gösteriyor. Bu araştırma sonuçlarına göre; örneğin haftada birkaç kez cinsel birleşmeyle orgazma gelme olanağından yoksun kalan bir kadının uykusunda yaşadığı orgazm sayısı, yılda ancak birkaç kezlik bir artış gösterdi.
• Oysa bazı kadınların uykuda orgazm sayıları, cinsel birleşmede orgazmlarının artmasıyla oranlı olarak artış göstermiş. Yani aslında, uykuda orgazm insan vücudunun doğal bir işlevi olup, bilinçli cinsel eylemin ikamesi değil.
• Derin bir uyku uyumakta olan sevgilinizin yanına uzandığınızda refleks olarak size sarıldığı oldu mu? Kadınlar o sırada yakınlık ihtiyacı içinde olduklarını fark etmeseler de vücutları temasa otomatik olarak tepki verir.
• Sevgilinize sokulduğunuzda vücudunuz ve beyniniz seksüel bir tepki veriyor. Öte yandan hipotalamus, uyurken bile vücutsal temas da dahil olmak üzere tüm ihtiyaçlarınızı gözlemliyor.
Uykuda seks hastalık mı?
• Araştırmacıların son gözdesi henüz tedavi yolu bulunamayan 'uykuda seks' hastalığı seksomnia...
• New Scientist dergisine konu olan hastalık, 'Uyku halindeyken cinsel ilişkiye girme ihtiyacı hissetme' olarak tanımlanıyor. Araştırmalarsa hastaların durumlarından utanmaları ve doktora açıklama yapamamaları nedeniyle ağır ilerliyor.
• Hastalık, ilişkileri de olumsuz etkiliyor. Dergiye konuşan hastalardan Lisa Mahoney, 'Kontrol altına alamadığım bu aptalca durum beni korkutuyor ve uzun vadede ilişkimi bozmasından endişe ediyorum' diyor. Araştırmacıların büyük kısmına göre seksomnia, uykuyla uyanıklık arasında kalınan uyurgezerliğin bir türü.
• Yetişkinlerde uyurgezerliğin yüzde 2-4 oranında görüldüğü, seksomnia'nın bu derece yaygın olmadığı söyleniyor. Ancak 2005'te yapılan bir internet araştırmasına göre seksomnia, tıbbi raporlarda belirlenenden daha yaygın bir rahatsızlık.
• Uyku uzmanı Mark Pressman'a göre, hastalık zaten sıklıkla çiftler arasında görülüyor. Pressman, “Bazen nefret ediyor, bazense tolere edebiliyorlar. Bazı ender rastlanan örneklerdeyse bunu uyanıkken yapılan sekse tercih ettiklerini görüyoruz” diyor.
• Uyku sırasında vücudun, hormon stoğu yapmak için bir çeşit ikmal mekanizması vardır ve bu yüzden uykusuzluk çeken kişilerde, cinsel dürtü hormonu olarak da bilinen testosteron seviyesi düşük olabilir.
• Buna rağmen bazı kadınlar, uykusuz kalmaları sonucunda sinirli oldukları zaman, seksüel olarak aşırı derecede uyarılmış oluyorlar. Bunun sebebi o sırada beynin daha ilkel bir konuma geçmesi olabilir.
• Erkek arkadaşınızın seviştikten hemen sonra uyuyakalmasına kızmaktan vazgeçin. Çünkü orgazm yaşamak bir erkeği yalnızca fiziksel olarak yormuyor, aynı zamanda vücudunda mutluluk ve uyku hissi veren bir hormon olan prolaktin birikmesine yol açıyor.
• Öte yandan kadınlarda ise prolaktin kadar salgılanan oksitosin hormonu da yakınlaşma ihtiyacını artırıyor. Bu da kadınların sevişmenin ardından partnerlerinin yanında uyuklamaktansa, ona sokulma ihtiyacını ortaya çıkarıyor.
• İrade dışı; uykuda orgazmlar özellikle erkeklerde hemen her zaman cinsel rüyalarla birlikte gerçekleşiyor. Uyku sırasında günlük çekingenliklerimiz ve öğrenilmiş denetimlerimiz, çok daha az etkin olduğundan birçok bilinçaltı dileklerimiz zararsız, simgesel biçimde rüya olarak ortaya çıkarlar.
• Bilinçli yasaklamaların etkisinin azalması, çoğu kimsenin, özellikle kadınların, uykuda çok daha hızlı orgazma gelmelerini de açıklar.
• Bugün genellikle uykuda orgazmın gerekli ve sağlıklı olduğu hatta cinsel perhiz durumlarında "doğal" bir ikame yolu oluşturduğu düşünülüyor.
• Yapılan araştırmalar bunun doğru olmadığını gösteriyor. Bu araştırma sonuçlarına göre; örneğin haftada birkaç kez cinsel birleşmeyle orgazma gelme olanağından yoksun kalan bir kadının uykusunda yaşadığı orgazm sayısı, yılda ancak birkaç kezlik bir artış gösterdi.
• Oysa bazı kadınların uykuda orgazm sayıları, cinsel birleşmede orgazmlarının artmasıyla oranlı olarak artış göstermiş. Yani aslında, uykuda orgazm insan vücudunun doğal bir işlevi olup, bilinçli cinsel eylemin ikamesi değil.
Orgazm Olmanin Sirri
Boşalmayı takıntı haline getiren, cinsellik hakkında olumsuz duygular taşıyan, vücudunu beğenmeyen ve kontrolü kaybetme korkusu yaşayan kadınlar orgazm sorunu yaşayabilir. Gebe kalmaktan korkmak da zevk almayı engelleyen etkenler arasında yer alır.
Bu sorunu gidermek için kadınlarda orgazmın çoğunlukla direkt klitoris uyarısıyla oluştuğunu bilmeniz gerekir. Bunu sağlamak için eşinizle gerekli koşulları yaratmalısınız. Erojen bölgelerinizin eşiniz tarafından uzun süre uyarılması etkili sonuç verecektir. Orgazm olmayı beklenti haline getirmeden veya olmamayı göze alarak sevişmelisiniz. Sevişirken kendinizi ve eşinizi seyretmekten vazgeçmeli ve ön sevişme dönemini uzun tutmalısınız. Bu arada rahat olmalı ve dokunmanın verdiği hazza odaklamalısınız. Zamanla orgazm olmayı öğrenebilirsiniz.
Bu sorunu gidermek için kadınlarda orgazmın çoğunlukla direkt klitoris uyarısıyla oluştuğunu bilmeniz gerekir. Bunu sağlamak için eşinizle gerekli koşulları yaratmalısınız. Erojen bölgelerinizin eşiniz tarafından uzun süre uyarılması etkili sonuç verecektir. Orgazm olmayı beklenti haline getirmeden veya olmamayı göze alarak sevişmelisiniz. Sevişirken kendinizi ve eşinizi seyretmekten vazgeçmeli ve ön sevişme dönemini uzun tutmalısınız. Bu arada rahat olmalı ve dokunmanın verdiği hazza odaklamalısınız. Zamanla orgazm olmayı öğrenebilirsiniz.
Orgazm Olmak Icin Estetik
Cinsel sağlık bilgileri makalelerimizin bu seferki konusu orgazm sorunu yasayanlari yakindan ilgilendiriyor orgazm olabilmek icin estetik ameliyatlar hakkinda bilgileri asagidaki makalemizde bulabilirsiniz
Erkek ve kadınlar için, mutlu bir cinsel hayat ve seks konusunda çeşitli Estetik ameliyatlar yer almaktadır.
Bu konumuzda cinsel Estetik ameliyatları ele aldık:
Erkeklerde eğri penislerin düzeltilmesi ve penis büyütme Estetik ameliyatları başı çekmektedir.
Penis büyütme operasyonu vücuttan alınan yağları penis derisinin altına enjekte ediliyor ve lokal anestezi altında yapılıyor. Bir operasyonda boydan iki-üç santim, enden ise bir-iki santim büyüme mümkün.
Penis eğriliklerinde ise aşağıya doğru, yukarı doğru ya da yanlara olmak üzere çeşitli tipleri mevcuttur.Bu sorun erkeklerde sıkıntıya yol acmakta ve cinsel ilişki pozisyonlarını Penis eğriliğin derecesine göre penisin şekli cinsel ilişkiyi zorlaştırabilir veya ilişkiye engel olabilir.
Tanı, ereksiyon halindeki penis’in görülmesi ile rahatlıkla konur. Doğuştan olan penis eğriliklerin ilaçla tedavisi olmamaktadır..
Bu hastalarda cerrahi operasyonla penis düzeltilebilir. Sonuç olumludur.
Kadınlarda ise vajina, klitoris ve vajina iç, dış dudaklarında çeşitli problemler olabilir. Bu tip sorunlar orgazm olamama cinsel ilişkiden haz alamama gibi sıkıntılarıda beraberinde getirmektedir.
Bayanlarda geçirilen doğumlar, enfeksiyonlar gibi fiziksel rahatsızlıklar sebebiyle kendi genital organlarından rahatsızlık duyabilirler.
Bu rahatsızlık seks sırasında tatminsizliğe sebep olabilir ve bu ameliyatları olmak isteyenler genellikle bu şekilde başvurmaktadır.
Bu durum en çok vajinal doğum yapmış kadınlarda doğum esnasında vajinal dokuların gerilmesine ve daha sonra asla normal halinde dönmemesine bağlı olarak ortaya çıkar.
Bu durumda da bir jinekoloji, üroloji ve psikoloji uzmanlarının konsültasyonu ile ameliyata karar verilmesi gerekir..
Bu ameliyatlarda başvuran kişilerde çeşitli muayene ve tetkikler sonucu operasyona gerek olup olmadığına karar veriliyor.
Ayrıca bayanlarda G-shot denilen yeni operasyon ile G-noktası na bir igne ile dolgu maddesi enjekte işlemi yapılarak kadınların cinsel ilişkiden daha cok zevk alması sağlanıyor.
Bu operasyon sonrasında da hastalar sonuçtan memnun olmaktam mutlu vecinsel sağlık acisindan rahat etmektedirler.
Erkek ve kadınlar için, mutlu bir cinsel hayat ve seks konusunda çeşitli Estetik ameliyatlar yer almaktadır.
Bu konumuzda cinsel Estetik ameliyatları ele aldık:
Erkeklerde eğri penislerin düzeltilmesi ve penis büyütme Estetik ameliyatları başı çekmektedir.
Penis büyütme operasyonu vücuttan alınan yağları penis derisinin altına enjekte ediliyor ve lokal anestezi altında yapılıyor. Bir operasyonda boydan iki-üç santim, enden ise bir-iki santim büyüme mümkün.
Penis eğriliklerinde ise aşağıya doğru, yukarı doğru ya da yanlara olmak üzere çeşitli tipleri mevcuttur.Bu sorun erkeklerde sıkıntıya yol acmakta ve cinsel ilişki pozisyonlarını Penis eğriliğin derecesine göre penisin şekli cinsel ilişkiyi zorlaştırabilir veya ilişkiye engel olabilir.
Tanı, ereksiyon halindeki penis’in görülmesi ile rahatlıkla konur. Doğuştan olan penis eğriliklerin ilaçla tedavisi olmamaktadır..
Bu hastalarda cerrahi operasyonla penis düzeltilebilir. Sonuç olumludur.
Kadınlarda ise vajina, klitoris ve vajina iç, dış dudaklarında çeşitli problemler olabilir. Bu tip sorunlar orgazm olamama cinsel ilişkiden haz alamama gibi sıkıntılarıda beraberinde getirmektedir.
Bayanlarda geçirilen doğumlar, enfeksiyonlar gibi fiziksel rahatsızlıklar sebebiyle kendi genital organlarından rahatsızlık duyabilirler.
Bu rahatsızlık seks sırasında tatminsizliğe sebep olabilir ve bu ameliyatları olmak isteyenler genellikle bu şekilde başvurmaktadır.
Bu durum en çok vajinal doğum yapmış kadınlarda doğum esnasında vajinal dokuların gerilmesine ve daha sonra asla normal halinde dönmemesine bağlı olarak ortaya çıkar.
Bu durumda da bir jinekoloji, üroloji ve psikoloji uzmanlarının konsültasyonu ile ameliyata karar verilmesi gerekir..
Bu ameliyatlarda başvuran kişilerde çeşitli muayene ve tetkikler sonucu operasyona gerek olup olmadığına karar veriliyor.
Ayrıca bayanlarda G-shot denilen yeni operasyon ile G-noktası na bir igne ile dolgu maddesi enjekte işlemi yapılarak kadınların cinsel ilişkiden daha cok zevk alması sağlanıyor.
Bu operasyon sonrasında da hastalar sonuçtan memnun olmaktam mutlu vecinsel sağlık acisindan rahat etmektedirler.
Penis Büyütme ve Penis Büyütme Operasyonu Fiyati
Bu cinsel sağlık bilgileri yazimizda "Penis Büyütme" operasyonun, nasil uygulandigi ve ucretleri hakkinda bilgileri sizinle paylasacagiz, cinsel sağlık denilince mutlaka saglikli bir cinsel uzvada sahip olmak gerekir bu yuzden bu konu erkekler icin onemlidir. Sizde aydinlanmak istiyorsaniz makalemiz gercekten yararli olacaktir.
Penis Büyütme
Estetik plastik cerrah Prof. Dr. Erol Kışlaoğlu, sekiz yıldır erkeklerin yüzünü güldürüyor. Penis büyütme operasyonlarıyla tanınan Kışlaoğlu, iki santim büyütmek için 1000 dolar alıyor.
Erkeklerin en büyük kabusu son buluyor. Artık hiçbir erkek “penisim küçük” depresyonuna girmeyecek. Çünkü penis büyütme ameliyatları gittikçe yaygınlaşıyor. Prof. Dr. Erol Kışlaoğlu, dört yıldır kendi adını taşıyan kliniğinde penis büyütme ameliyatları yapıyor. Gülhane Askeri Tıp Akademisi’nde uzun yıllar Cerrahi Bölüm Başkanlığı yapan Kışlaoğlu, 1998′de GATA’dan ayrılarak kendi kliniğini kurmuş. Klinikte penis büyütmenin haricinde her tür estetik operasyon, saç ekimi gibi işlemler de yapılıyor. Prof. Erol Kışlaoğlu’yla operasyonun incelikleri hakkında konuştuk. Röportaja tüm erkeklerin merak ettiği bir soruyla başladık.
Normal penis boyu kaç santimdir?
Penis ereksiyon halindeyken 12 santimden büyükse normaldir. 12 santimden az ise küçüktür.
Penis Büyütme - Nasıl büyütüyorsunuz?
Dünyada kabul gördüğü gibi… Vücuttan alınan yağları penis derisinin altına enjekte ediyoruz. Lokal anestezi altında yapılıyor. Bir operasyonda boydan 2-3 santim, enden ise 1-2 santim büyüyor. Bu operasyonu üç aylık aralıklarla 2-3 kere tekrarlamak mümkün.
Penislerini büyütmeye gelen insanların psikolojilerini anlatır mısınız?
İçlerinde cinselliği hiç yaşamayanlar da var. Fakat çoluk çocuk sahibi evli insanlar da var. Aslında penis küçük de olsa, görev yapıyorsa mesele yoktur.
Penis Büyütme Operasyonu icin Yaş sınırı var mı?
Gelişimini tamamlamış, yani 20 yaşını geçmiş olması gerekiyor. Bize genellikle orta yaş grubu insanlar geliyor.
Sonradan büyütülen peniste his kaybı gibi bir sorun oluyor mu?
İnsanın kendi vücut yağı konduğu için bir sorun olmuyor. Ama sınırları var. Bir kerede fazla büyütülmüyor. Eğer enjekte edilen yağ dozu aşılırsa sorun çıkabilir.
Ameliyat sonrası hasta günlük yaşamına devam edebiliyor mu?
Herhangi bir sargılama işlemi yok. Üç hafta seksi yasaklıyoruz. Bir gün dinlenmesi gerekiyor. Banyo yapabilir. Bol pantolon giyilecek. Ve enjekte edilen yağın dağılması için bir masaj öğretiyoruz.
Operasyonun maliyeti ne kadar?
Yaklaşık 1.000 dolar civarında.
Penis Büyütme Operasyonu Geciren hastalar ne dedi?
* K.A (33): “Kadınların çoğu daha büyüğü en iyisidir düşüncesindeler. Büyütmek çok işe yaradı. Özellikle daha önce hiç yaşamadığım orgazmlar her şeye değer! Sonsuz teşekkürler.”
* T.B: (40): “Penis büyütmek hayatım boyunca aldığım kararların en iyisi. Sevgilime sürpriz yapmak istedim. Gerçekten de büyük bir sürpriz oldu.”
* S.O: (28): “Resmen evliliğim kurtuldu.”
* A.İ: (33): “4,6 cm büyüme elde ettim. İstersem porno yıldızı bile olabilirim.”
Penis Büyütme
Estetik plastik cerrah Prof. Dr. Erol Kışlaoğlu, sekiz yıldır erkeklerin yüzünü güldürüyor. Penis büyütme operasyonlarıyla tanınan Kışlaoğlu, iki santim büyütmek için 1000 dolar alıyor.
Erkeklerin en büyük kabusu son buluyor. Artık hiçbir erkek “penisim küçük” depresyonuna girmeyecek. Çünkü penis büyütme ameliyatları gittikçe yaygınlaşıyor. Prof. Dr. Erol Kışlaoğlu, dört yıldır kendi adını taşıyan kliniğinde penis büyütme ameliyatları yapıyor. Gülhane Askeri Tıp Akademisi’nde uzun yıllar Cerrahi Bölüm Başkanlığı yapan Kışlaoğlu, 1998′de GATA’dan ayrılarak kendi kliniğini kurmuş. Klinikte penis büyütmenin haricinde her tür estetik operasyon, saç ekimi gibi işlemler de yapılıyor. Prof. Erol Kışlaoğlu’yla operasyonun incelikleri hakkında konuştuk. Röportaja tüm erkeklerin merak ettiği bir soruyla başladık.
Normal penis boyu kaç santimdir?
Penis ereksiyon halindeyken 12 santimden büyükse normaldir. 12 santimden az ise küçüktür.
Penis Büyütme - Nasıl büyütüyorsunuz?
Dünyada kabul gördüğü gibi… Vücuttan alınan yağları penis derisinin altına enjekte ediyoruz. Lokal anestezi altında yapılıyor. Bir operasyonda boydan 2-3 santim, enden ise 1-2 santim büyüyor. Bu operasyonu üç aylık aralıklarla 2-3 kere tekrarlamak mümkün.
Penislerini büyütmeye gelen insanların psikolojilerini anlatır mısınız?
İçlerinde cinselliği hiç yaşamayanlar da var. Fakat çoluk çocuk sahibi evli insanlar da var. Aslında penis küçük de olsa, görev yapıyorsa mesele yoktur.
Penis Büyütme Operasyonu icin Yaş sınırı var mı?
Gelişimini tamamlamış, yani 20 yaşını geçmiş olması gerekiyor. Bize genellikle orta yaş grubu insanlar geliyor.
Sonradan büyütülen peniste his kaybı gibi bir sorun oluyor mu?
İnsanın kendi vücut yağı konduğu için bir sorun olmuyor. Ama sınırları var. Bir kerede fazla büyütülmüyor. Eğer enjekte edilen yağ dozu aşılırsa sorun çıkabilir.
Ameliyat sonrası hasta günlük yaşamına devam edebiliyor mu?
Herhangi bir sargılama işlemi yok. Üç hafta seksi yasaklıyoruz. Bir gün dinlenmesi gerekiyor. Banyo yapabilir. Bol pantolon giyilecek. Ve enjekte edilen yağın dağılması için bir masaj öğretiyoruz.
Operasyonun maliyeti ne kadar?
Yaklaşık 1.000 dolar civarında.
Penis Büyütme Operasyonu Geciren hastalar ne dedi?
* K.A (33): “Kadınların çoğu daha büyüğü en iyisidir düşüncesindeler. Büyütmek çok işe yaradı. Özellikle daha önce hiç yaşamadığım orgazmlar her şeye değer! Sonsuz teşekkürler.”
* T.B: (40): “Penis büyütmek hayatım boyunca aldığım kararların en iyisi. Sevgilime sürpriz yapmak istedim. Gerçekten de büyük bir sürpriz oldu.”
* S.O: (28): “Resmen evliliğim kurtuldu.”
* A.İ: (33): “4,6 cm büyüme elde ettim. İstersem porno yıldızı bile olabilirim.”
Nasil Iyi Opusulur?
İyi Öpüşmeyi ogrenmek istoyorsaniz bu yazi tam size gore iste İyi Öpüşmenin 18 Ana Kurali:
* Bayanlar ve baylar öpüşeceğiniz zaman dudaklarınızı ıslatmayın. Bu ünlü bir şarıkıcının seyirci önünde şarkı söylemeye başlamadan önce boğazını temizlemesiyle eşdeğerdir.
* Öpüşürken diliniz kutudan birden fırlayan kukla gibi ağzınızdan çıkmasın, ağzınızın hafif açık olması yeterli.
* Erken ortaya çıkan Fransız tarzı bu öpüşmeyi hemen denemeyin. Partnerinizin bunu denemeye çalışacağından şüpheleniyorsanız; 1) Ağzınızı kapatın, 2) Ağzınız açık olsun, dilinizi çıkarmayın.
* Öpüşmenin daha ateşli bir hal almasını istiyorsanız dilini hissettiğinizde hoşunuza gittiğini gösteren bir işaret verebilirsiniz. Bu süreç yarım saat ya da 30 saniye olabilir.
* Ağzınızı partnerinizinkinden çok daha geniş açmayın. Öpüşme taklit etme değildir.
* Öpüşürken kaba konuşmalar yapmayın.
* Dilinizi partnerinizin küçük diline değdirmeye çalışmayın.
* Dudaklarda başlayan öpüşme sonrası dudaklarınızı vücudun diğer yerlerinde gezdirmek için acele etmeyin. Ay ışığı altında yuvarlanmak, gezinmek romantizmi artırabilir. Bundan sonra kontrolü ele almak sizin elinizde.
* Çoğu kişi romantizmi yetişkinliğe geçiş döneminde önemser. Herşeyin ötesinde her ikinizde sadece öpüşmeye odaklandığınızda keyif alırsınız.
* İlk öpüşmeniz sonrasında kendi kendinize "kötüydüm değil mi?" gibi sözlerle çamur atmayın. Gerçek kadınlar ve erkekler sadece bu andan zevk alırlar.
* Sadece umutsuz ruhlar karşısındakini içine çekmeye çalışır. Özellikle daha önce asla öpüşmediğiniz birine çekingen ve yasakmış gibi yaklaşıp sürpriz bir öpücük kondurmayın.
* Sizinle öpüşmeye hazır olduğunu anlamadan gözüdönmüş gibi onu öpmeyin. Buna rağmen sevgilinizi elinden tutup bir duvara yaslayıp tutkulu bir şekilde öpebilirsiniz. Sizi durduruncaya kadar devam etmenizde sakınca yok.
* Öpüşeceğiniz zaman iki elinizle karşınızdaki kişinin yüzünü tutmanız çok romantik olur. Başını geri çekmesini engelleyecek şekilde sarmayın. Başını istediği zaman geri çekip yüzünüzü görebilmesine olanak verin. Onu öpmek için ölseniz bile ağlatacak ya da küçük düşürecek şeyler yapmayın, sakin ve rahat görünün.
* Öpüşürken nefes almak, kendinizi dizginlemek istediğinizde dudaklarınızı yavaşça kulak memesine doğru kaydırmak size yardımcı olacaktır. Çoğu kişi kulaklarıyla oynanmasından, kulaklarının üzerinde, kulak memesinde sıcak nefes ve dudaklardan hoşlanır. Yine çok ıslak öpmemeye, dilinizi az kullanmaya dikkat edin, kulağın içini öpmeye çalışmayın. Bu durumda partnerinizi sizi itiyorsa, bunu yapmakta ısrar etmeyin.
* Bayanların ve bayların nefeslerinin taze olduğundan emin olmalarını öneriyoruz. Dişlerinizi ve dilinizi fırçalayın. Her zaman yanınızda nefesinizi açan sakız taşıyın. Gece veya sabahları dişlerinizi hemen fırçalamanızı sağlayacak ufak bir diş macunu ve diş fırçası taşıyın.
* Eğer ağzınızın kenarında veya çevresinde uçuk varsa öpüşmeyin. Havadan bile geçebilen virüs konusunda dikkatli olun gerekirse bağışıklığınızı güçlendirmek için ilaç alın.
* Bir kadın ya da erkek asla toplulukta ya da dudaklardan hoşçakal öpücüğü beklemez. Pretty Woman'daki Julia Robert's bile bunu istemez.
* Aynı şey ilk randevuda toplulukta, sarmaş dolaş olmak için de geçerlidir. İlk buluşma da öpüşme veya sarılma garip olabilir. Çoğu genç çift ilk birkaç dakika içinde sarmaş dolaş olabiliyor ancak bu hiç romantik değil.
Genel huzuru bozma: "Hey çüş oradakiler, atları korkutmak istemeyiz değil mi? Lütfen çocukların hatırı için ahırınızdan çıkmayın"
Sıkıcı oyun: "Gerçekten çok sakin bir oyun biliyorum. Birbirinizi sadece dudaklarınız değecek şekilde öpmeye çalışacaksınız. Dilinizi de değdirmemeniz gerekiyor. Oynamak ister misiniz?"
Aptallar için önsevişme: "Tatlım, sadece sırt üstü yatmanı, rahatlamanı ve tüm işi bana bırakmanı istiyorum. Hareket etmek zorunda değilsi. Hayır, demek istiyorum ki hareket etme!"
Doktorun tavsiyesi: "Dişçin dedi ki kanal tedavisi yapıldığı için ağzıma kürdan hariç herhangi bir yabancı obje girmemeliymiş."
Körelmiş enstruman: "Şimdi ve her zaman ıslak severim. Ancak insanlar diş izlerini merak etmeye başlayacak. Zaman zaman biraz daha nazik olabilir misin lütfen. Şimdi öp beni seni aptal."
* Bayanlar ve baylar öpüşeceğiniz zaman dudaklarınızı ıslatmayın. Bu ünlü bir şarıkıcının seyirci önünde şarkı söylemeye başlamadan önce boğazını temizlemesiyle eşdeğerdir.
* Öpüşürken diliniz kutudan birden fırlayan kukla gibi ağzınızdan çıkmasın, ağzınızın hafif açık olması yeterli.
* Erken ortaya çıkan Fransız tarzı bu öpüşmeyi hemen denemeyin. Partnerinizin bunu denemeye çalışacağından şüpheleniyorsanız; 1) Ağzınızı kapatın, 2) Ağzınız açık olsun, dilinizi çıkarmayın.
* Öpüşmenin daha ateşli bir hal almasını istiyorsanız dilini hissettiğinizde hoşunuza gittiğini gösteren bir işaret verebilirsiniz. Bu süreç yarım saat ya da 30 saniye olabilir.
* Ağzınızı partnerinizinkinden çok daha geniş açmayın. Öpüşme taklit etme değildir.
* Öpüşürken kaba konuşmalar yapmayın.
* Dilinizi partnerinizin küçük diline değdirmeye çalışmayın.
* Dudaklarda başlayan öpüşme sonrası dudaklarınızı vücudun diğer yerlerinde gezdirmek için acele etmeyin. Ay ışığı altında yuvarlanmak, gezinmek romantizmi artırabilir. Bundan sonra kontrolü ele almak sizin elinizde.
* Çoğu kişi romantizmi yetişkinliğe geçiş döneminde önemser. Herşeyin ötesinde her ikinizde sadece öpüşmeye odaklandığınızda keyif alırsınız.
* İlk öpüşmeniz sonrasında kendi kendinize "kötüydüm değil mi?" gibi sözlerle çamur atmayın. Gerçek kadınlar ve erkekler sadece bu andan zevk alırlar.
* Sadece umutsuz ruhlar karşısındakini içine çekmeye çalışır. Özellikle daha önce asla öpüşmediğiniz birine çekingen ve yasakmış gibi yaklaşıp sürpriz bir öpücük kondurmayın.
* Sizinle öpüşmeye hazır olduğunu anlamadan gözüdönmüş gibi onu öpmeyin. Buna rağmen sevgilinizi elinden tutup bir duvara yaslayıp tutkulu bir şekilde öpebilirsiniz. Sizi durduruncaya kadar devam etmenizde sakınca yok.
* Öpüşeceğiniz zaman iki elinizle karşınızdaki kişinin yüzünü tutmanız çok romantik olur. Başını geri çekmesini engelleyecek şekilde sarmayın. Başını istediği zaman geri çekip yüzünüzü görebilmesine olanak verin. Onu öpmek için ölseniz bile ağlatacak ya da küçük düşürecek şeyler yapmayın, sakin ve rahat görünün.
* Öpüşürken nefes almak, kendinizi dizginlemek istediğinizde dudaklarınızı yavaşça kulak memesine doğru kaydırmak size yardımcı olacaktır. Çoğu kişi kulaklarıyla oynanmasından, kulaklarının üzerinde, kulak memesinde sıcak nefes ve dudaklardan hoşlanır. Yine çok ıslak öpmemeye, dilinizi az kullanmaya dikkat edin, kulağın içini öpmeye çalışmayın. Bu durumda partnerinizi sizi itiyorsa, bunu yapmakta ısrar etmeyin.
* Bayanların ve bayların nefeslerinin taze olduğundan emin olmalarını öneriyoruz. Dişlerinizi ve dilinizi fırçalayın. Her zaman yanınızda nefesinizi açan sakız taşıyın. Gece veya sabahları dişlerinizi hemen fırçalamanızı sağlayacak ufak bir diş macunu ve diş fırçası taşıyın.
* Eğer ağzınızın kenarında veya çevresinde uçuk varsa öpüşmeyin. Havadan bile geçebilen virüs konusunda dikkatli olun gerekirse bağışıklığınızı güçlendirmek için ilaç alın.
* Bir kadın ya da erkek asla toplulukta ya da dudaklardan hoşçakal öpücüğü beklemez. Pretty Woman'daki Julia Robert's bile bunu istemez.
* Aynı şey ilk randevuda toplulukta, sarmaş dolaş olmak için de geçerlidir. İlk buluşma da öpüşme veya sarılma garip olabilir. Çoğu genç çift ilk birkaç dakika içinde sarmaş dolaş olabiliyor ancak bu hiç romantik değil.
Genel huzuru bozma: "Hey çüş oradakiler, atları korkutmak istemeyiz değil mi? Lütfen çocukların hatırı için ahırınızdan çıkmayın"
Sıkıcı oyun: "Gerçekten çok sakin bir oyun biliyorum. Birbirinizi sadece dudaklarınız değecek şekilde öpmeye çalışacaksınız. Dilinizi de değdirmemeniz gerekiyor. Oynamak ister misiniz?"
Aptallar için önsevişme: "Tatlım, sadece sırt üstü yatmanı, rahatlamanı ve tüm işi bana bırakmanı istiyorum. Hareket etmek zorunda değilsi. Hayır, demek istiyorum ki hareket etme!"
Doktorun tavsiyesi: "Dişçin dedi ki kanal tedavisi yapıldığı için ağzıma kürdan hariç herhangi bir yabancı obje girmemeliymiş."
Körelmiş enstruman: "Şimdi ve her zaman ıslak severim. Ancak insanlar diş izlerini merak etmeye başlayacak. Zaman zaman biraz daha nazik olabilir misin lütfen. Şimdi öp beni seni aptal."
Kadinlarin Yataktaki Hatalari
Hep erkekler mi hatalı olacak, bayanların da kendilerini daha mutlu bir hayattan mahrum edecek çok kritik hataları olabiliyor. Bu hatalar yatakla ilgili olunca da evlilik ya da ilişkilerde zamanla iki mutsuz ve yabancı insan haline gelinebiliyor.
1. KUTSAL ANNE MASKESİNİN ARDINA GİZLENME
ÇÖZÜMÜ: Aseksüel anne kimliğinizi yatak odasının dışında bırakın. Annelik kuşkusuz dünyadaki en kutsal kimlik. Ama yüklendiğimiz bu kimliğin getirdiği aseksüeliteyi yatak odamızın dışında bırakmamız gerekiyor. Eşimiz için biz daha çocuklar doğmadan önce tanıyıp, sevdiği kadınız. O yüzden yatak odanıza girdiğiniz an sloganınız 'Annelik out, Marılyn Monroe kişiliğiniz ın' olmalı...Unutmayın mutlu ebeveynler, mutlu anne babalar yetiştirir.
2. YATAKTA ÖLÜ BALIK TAKLİDİ YAPMAK
ÇÖZÜMÜ:Ayıp şeyler yapmaktan utanmayın. Bunun anlamı tek cümlede özetli esasında. Yatakta ölü taklidi yapmayın. Canlı olun, bir çok yeniliğe açık olun.
3. FEMİNENLİĞİ UNUTMAK
ÇÖZÜMÜ: Kocanızla ya da erkek arkadaşınıza 'en yakın kız arkadaşınız' muamelesi yapmayın. Birçok kadının yaptığı en büyük hatalardan biri de ilişkisinde yol aldıktan sonra kendine ait kişisel herşeyi onunla paylaşmak istemesidir. Günlük hayatınızda kız arkadaşlarınızla paylaşabileceğiniz, ağda zamanınızın gelmesi, adet gününüzün yaklaşması gibi konuları onunla konuşmamaya özen gösterin. Traş bıçağına ortak olmayın, çünkü kadının feminenliğini koruması için biraz gizem iyidir. Bu konuda 1950 ve 60lar arasındaki Hollywood film karakterlerini taklit edebilirsiniz mesela. Eşiniz sizinle yatağa girerken kankasıyla yatağa girer gibi olmamalı. Size olan arzusunun devam etmesini istiyorsanız, mahremeyetinizi paylaşmayın.
4. EŞİN PORNO İZLEME İSTEĞİNİ YARGILAMAK
ÇÖZÜMÜ: Çok basit, yargılamayın... Bir çok kadın eşinin porno izlemekten hoşlandığını duymak bile istemez. Ancak size çok ahlaksız gibi gelen şey, onların büyürken erkek olma konusunda edindikleri kültürün bir parçası. Belki bunun biraz daha yumuşağı olan erotik filmleri beraber izlemek, yatak odası hayatınızı oldukça şenlendirecek. Ve eşinizin yargılanmaktan dolayı hissettiği aşağalanmayı da ortadan kaldırmış olursunuz.
5. İLİŞKİ SIRASINDA SUSKUN KALMAK
ÇÖZÜMÜ: Erkeklerin uyarılmak için duymaya ve görmeye ihtiyaçları vardır. Bunu ondan esirgemeyin. Hissettiğinizi daha çok hissedebilmek için dile dökmek, mutlu bir yatağın altın sırrı. Biraz edepsiz olmak size mutluluğun ve doyumun kapısını açıyorsa bunu deneyin deriz. Utanmayın, o bunu seviyor...
6. BEDEN HAKKINDA OLUMSUZ DÜŞÜNCELERE SAHİP OLMAK
ÇÖZÜMÜ: O sizi olduğunuz gibi beğendi ve sevdi, sizinde kendinizi sevmeniz ve beğenmeniz hayatınızı kurtaracak kadar önemli tutum. Kısa ya da uzunsunuz, şişman ya da çok zayıf farketmez, o sizinle olduğunuz gibi birlikte olmak istiyor. Kendinizi sevmeniz ve bedeninizle barışık olmanız, cinsel hayattan zevk almanızın ilk ve en önemli koşulu. Eşinizle açık ışıkta birlikte olun, evde iç çamaşırlarınızla dolaşın. İlk önce kendi bedeninizle flört edin...
7. BAŞKA KADINLARI AŞAĞILAMAK VE HAKARET ETMEK
ÇÖZÜMÜ: Gerçekten basit görünebilirler, ama eşiniz onu böyle beğeniyor. Beğenmeyi deneyebilirsiniz eğer çok zor geliyorsa en azından yorum yapmayı kesebilirsiniz. Başkaları yerine kendi ilişkinize odaklanın... Kadınlar dillerinden ne çok şey kaybediyorlar, ama ne demiş atasözü söz gümüşse sükut altındır. Bunu düstur edinin ve erkeğinizin ( evet, o sizin. Bunu aklınızdan çıkarmadığınızda esasında daha az hata yapacaksınız) etrafında dolaşan kadınlara karşı hafifmeşrep ve ucuz ve daha ötesini içeren nitelemeleri asla kullanmayın. Siz eşinizle olan ilişkinize odaklanın...
8. SEKSİ ARAÇ EDİNMEK
ÇÖZÜMÜ: İlişkiyi yönlendirmeyi ayaktayken deneyin, yatar pozisyonun uzun sürede sakıncaları ver. Adem babamızla Havva annemizin ilişkisini bilemiyoruz ancak bildiğimiz kadınların erkeklere kabul ettirmek istedikleri pek çok şey için yatağı arena gibi kullanmaları çooook eskilere dayanır. Söylüyoruz, Yatak ilişkideki hiçbir şeyin garantisi değildir. Daha fazla sevgi, gelecek garantisi ya da istediğiniz herhangi bir şeyi cinselliği kullanarak elde edemessiniz. Ettiğinizi sansanız bile uzun sürmez üstelik ilişkinin kalitesini bozar.
9. HASSASİYETE ÖZENSİZ DAVRANMAK
ÇÖZÜMÜ: Dişlerinizi kullanmayın. Erkekler sertlikten hoşlanabilir ama bu her pozisyon için geçerli değildir.
10. ONUN TEK BİR HASSAS BÖLGESİ VARMIŞ GİBİ DAVRANMAK
ÇÖZÜMÜ: Bu dünyada sonucu iyi olan herşey emek ister. Siz ön sevişme istiyorsanız eşinizde sizin, onun vücudunu tanımanızı isteyebilir. Erkeğe çok ödev yüklemek yerine sizde onun üzerinde çalışmayı öğrenmelisiniz. Erkeklerin vücudu tepeden tırnağa sinirlerden oluşuyor, her ne kadar belli bir kısmında yoğunlaşsa da onun da pek çok erojen bölgesi olabilir. Göğüs uçları bunlardan biridir mesela. Keşfe burdan başlayabilirsiniz.
1. KUTSAL ANNE MASKESİNİN ARDINA GİZLENME
ÇÖZÜMÜ: Aseksüel anne kimliğinizi yatak odasının dışında bırakın. Annelik kuşkusuz dünyadaki en kutsal kimlik. Ama yüklendiğimiz bu kimliğin getirdiği aseksüeliteyi yatak odamızın dışında bırakmamız gerekiyor. Eşimiz için biz daha çocuklar doğmadan önce tanıyıp, sevdiği kadınız. O yüzden yatak odanıza girdiğiniz an sloganınız 'Annelik out, Marılyn Monroe kişiliğiniz ın' olmalı...Unutmayın mutlu ebeveynler, mutlu anne babalar yetiştirir.
2. YATAKTA ÖLÜ BALIK TAKLİDİ YAPMAK
ÇÖZÜMÜ:Ayıp şeyler yapmaktan utanmayın. Bunun anlamı tek cümlede özetli esasında. Yatakta ölü taklidi yapmayın. Canlı olun, bir çok yeniliğe açık olun.
3. FEMİNENLİĞİ UNUTMAK
ÇÖZÜMÜ: Kocanızla ya da erkek arkadaşınıza 'en yakın kız arkadaşınız' muamelesi yapmayın. Birçok kadının yaptığı en büyük hatalardan biri de ilişkisinde yol aldıktan sonra kendine ait kişisel herşeyi onunla paylaşmak istemesidir. Günlük hayatınızda kız arkadaşlarınızla paylaşabileceğiniz, ağda zamanınızın gelmesi, adet gününüzün yaklaşması gibi konuları onunla konuşmamaya özen gösterin. Traş bıçağına ortak olmayın, çünkü kadının feminenliğini koruması için biraz gizem iyidir. Bu konuda 1950 ve 60lar arasındaki Hollywood film karakterlerini taklit edebilirsiniz mesela. Eşiniz sizinle yatağa girerken kankasıyla yatağa girer gibi olmamalı. Size olan arzusunun devam etmesini istiyorsanız, mahremeyetinizi paylaşmayın.
4. EŞİN PORNO İZLEME İSTEĞİNİ YARGILAMAK
ÇÖZÜMÜ: Çok basit, yargılamayın... Bir çok kadın eşinin porno izlemekten hoşlandığını duymak bile istemez. Ancak size çok ahlaksız gibi gelen şey, onların büyürken erkek olma konusunda edindikleri kültürün bir parçası. Belki bunun biraz daha yumuşağı olan erotik filmleri beraber izlemek, yatak odası hayatınızı oldukça şenlendirecek. Ve eşinizin yargılanmaktan dolayı hissettiği aşağalanmayı da ortadan kaldırmış olursunuz.
5. İLİŞKİ SIRASINDA SUSKUN KALMAK
ÇÖZÜMÜ: Erkeklerin uyarılmak için duymaya ve görmeye ihtiyaçları vardır. Bunu ondan esirgemeyin. Hissettiğinizi daha çok hissedebilmek için dile dökmek, mutlu bir yatağın altın sırrı. Biraz edepsiz olmak size mutluluğun ve doyumun kapısını açıyorsa bunu deneyin deriz. Utanmayın, o bunu seviyor...
6. BEDEN HAKKINDA OLUMSUZ DÜŞÜNCELERE SAHİP OLMAK
ÇÖZÜMÜ: O sizi olduğunuz gibi beğendi ve sevdi, sizinde kendinizi sevmeniz ve beğenmeniz hayatınızı kurtaracak kadar önemli tutum. Kısa ya da uzunsunuz, şişman ya da çok zayıf farketmez, o sizinle olduğunuz gibi birlikte olmak istiyor. Kendinizi sevmeniz ve bedeninizle barışık olmanız, cinsel hayattan zevk almanızın ilk ve en önemli koşulu. Eşinizle açık ışıkta birlikte olun, evde iç çamaşırlarınızla dolaşın. İlk önce kendi bedeninizle flört edin...
7. BAŞKA KADINLARI AŞAĞILAMAK VE HAKARET ETMEK
ÇÖZÜMÜ: Gerçekten basit görünebilirler, ama eşiniz onu böyle beğeniyor. Beğenmeyi deneyebilirsiniz eğer çok zor geliyorsa en azından yorum yapmayı kesebilirsiniz. Başkaları yerine kendi ilişkinize odaklanın... Kadınlar dillerinden ne çok şey kaybediyorlar, ama ne demiş atasözü söz gümüşse sükut altındır. Bunu düstur edinin ve erkeğinizin ( evet, o sizin. Bunu aklınızdan çıkarmadığınızda esasında daha az hata yapacaksınız) etrafında dolaşan kadınlara karşı hafifmeşrep ve ucuz ve daha ötesini içeren nitelemeleri asla kullanmayın. Siz eşinizle olan ilişkinize odaklanın...
8. SEKSİ ARAÇ EDİNMEK
ÇÖZÜMÜ: İlişkiyi yönlendirmeyi ayaktayken deneyin, yatar pozisyonun uzun sürede sakıncaları ver. Adem babamızla Havva annemizin ilişkisini bilemiyoruz ancak bildiğimiz kadınların erkeklere kabul ettirmek istedikleri pek çok şey için yatağı arena gibi kullanmaları çooook eskilere dayanır. Söylüyoruz, Yatak ilişkideki hiçbir şeyin garantisi değildir. Daha fazla sevgi, gelecek garantisi ya da istediğiniz herhangi bir şeyi cinselliği kullanarak elde edemessiniz. Ettiğinizi sansanız bile uzun sürmez üstelik ilişkinin kalitesini bozar.
9. HASSASİYETE ÖZENSİZ DAVRANMAK
ÇÖZÜMÜ: Dişlerinizi kullanmayın. Erkekler sertlikten hoşlanabilir ama bu her pozisyon için geçerli değildir.
10. ONUN TEK BİR HASSAS BÖLGESİ VARMIŞ GİBİ DAVRANMAK
ÇÖZÜMÜ: Bu dünyada sonucu iyi olan herşey emek ister. Siz ön sevişme istiyorsanız eşinizde sizin, onun vücudunu tanımanızı isteyebilir. Erkeğe çok ödev yüklemek yerine sizde onun üzerinde çalışmayı öğrenmelisiniz. Erkeklerin vücudu tepeden tırnağa sinirlerden oluşuyor, her ne kadar belli bir kısmında yoğunlaşsa da onun da pek çok erojen bölgesi olabilir. Göğüs uçları bunlardan biridir mesela. Keşfe burdan başlayabilirsiniz.
Kadin ve Masturbasyon
Bu cinsel sağlık yazimiz kadinlari yakindan ilgilendiriyor, kadinlar ve masturbasyon hakkinda bilgiler veriyor ve gercekten ilginc istatistikleri bizlere sunuyor. Mesela yapilan arastirmalar sonucunda her 100 kadindan 80'inin mastürbasyon yaptığı ortaya cikmis, ayni arastirma sonucunda ise kadinlarin 20'li yaslarinda mastürbasyon yapmaya basladiklarini ve haftada bir defa yaptiklarini ortaya sermis.
Masturmasyon yapan kadinlara bunu ne icin yaptiklari soruldugunda (cinsel ilişki istegi vb.) kadinlari cevabi sasirtici olmus kadinlarin cogu bu sorunun cevabini fiziksel olarak rahatlamak ve iyi bir uyku uyumak icin masturbasyon yaptiklarini ifade etmisler.
Sonuca gore masturbasyon yapan kadinlar bedenlerini daha iyi taniyor ve boylece kendilerine guvenleri artiyor. Masturbasyon bedeni tanima ve bedenden zevk alma, cinsellik ile tecrube kazanma acisindan yararli da olabiliyor ancak tabiki bunu asiriya kacirmamak kaidesiyle.
Ayrica arastirma sonucuna gore duzenli olarak masturbasyon yapan bir kisinin (asiri olmamak sartiyla) seks yasamininda uzun omurlu surdugu yonunde.
Masturmasyon yapan kadinlara bunu ne icin yaptiklari soruldugunda (cinsel ilişki istegi vb.) kadinlari cevabi sasirtici olmus kadinlarin cogu bu sorunun cevabini fiziksel olarak rahatlamak ve iyi bir uyku uyumak icin masturbasyon yaptiklarini ifade etmisler.
Sonuca gore masturbasyon yapan kadinlar bedenlerini daha iyi taniyor ve boylece kendilerine guvenleri artiyor. Masturbasyon bedeni tanima ve bedenden zevk alma, cinsellik ile tecrube kazanma acisindan yararli da olabiliyor ancak tabiki bunu asiriya kacirmamak kaidesiyle.
Ayrica arastirma sonucuna gore duzenli olarak masturbasyon yapan bir kisinin (asiri olmamak sartiyla) seks yasamininda uzun omurlu surdugu yonunde.
Ask ve Seks Sagligi Getiriyor
Bu cinsellik ile ilgili makalemiz herkesi yakindan ilgilendiriyor. Asagida yer alan cinsel sağlık bilgileri makalesi kisaca sunu soyluyor:
Aşk+Seks=Sağlık
Marmara Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ferruh Şimşek, sevgiyle yaşanan cinselliğin mutluluk hormonlarını harekete geçirerek vücuda sayısız fayda sağladığını dile getirdi. Cinsel ilişkinin her bedensel fonksiyon gibi eksiksiz ve doğru olması gerektiğini belirten Şimşek, cinsel rahatsızlıkları olanları bunun bir sağlık sorunu olduğu bilinciyle hekimlere başvurmaya çağırdı.
İşte cinsellik ve sağladığı yararlar:
• Kasları gevşetir: Cinsel ilişkide doyum sağlandıktan sonra, bütün vücutta fiziksel ve ruhsal tatmin, rahatlık duygusu oluşur. Orgazm sonrası yaşanacak rahatlama, belirgin farklılıklarla ortaya çıkar.
• Kan dolaşımını artırır: Cinsellik vücut için efordur. Aynı iki kat merdiven çıkmak ya da hafif bir egzersiz yapmak gibidir. Vücut daha fazla efor harcar. Kalp atışları hızlanır.
• Mutluluk verir: Mutluluk veren hormonların salgılanmasına neden olur. Endorfin, serotonin ve dopamin hormonları coşkuya yol açar.
• Acıları azaltır: cinsel ilişkinin gevşetici etkisi, kas çekilmelerinde meydana gelen acıları da hafifletir.
• Formda hissettirir: Doygunluk, rahatlama ve sevginin bir sonucu olduğu için bedensel ve ruhsal katkısı vardır. Sevgiyle ve doygunlukla yapılan Cinsellik formda hissettirir.
• Olumlu düşünmeyi sağlar: Orgazm sonucu serbest kalan enerji, olumsuz düşünceleri önleyip, olumlu bir bakış açısı verir.
• Adeti düzenler: Düzgün bir cinsel hayat hormonal dengeyi korur ve adetin düzenli olmasını sağlar. Düzenli orgazm yaşayan kadınlar kanlarındaki endorfin miktarından dolayı düzenli ve ağrısız adet görürler.
Aşk+Seks=Sağlık
Marmara Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ferruh Şimşek, sevgiyle yaşanan cinselliğin mutluluk hormonlarını harekete geçirerek vücuda sayısız fayda sağladığını dile getirdi. Cinsel ilişkinin her bedensel fonksiyon gibi eksiksiz ve doğru olması gerektiğini belirten Şimşek, cinsel rahatsızlıkları olanları bunun bir sağlık sorunu olduğu bilinciyle hekimlere başvurmaya çağırdı.
İşte cinsellik ve sağladığı yararlar:
• Kasları gevşetir: Cinsel ilişkide doyum sağlandıktan sonra, bütün vücutta fiziksel ve ruhsal tatmin, rahatlık duygusu oluşur. Orgazm sonrası yaşanacak rahatlama, belirgin farklılıklarla ortaya çıkar.
• Kan dolaşımını artırır: Cinsellik vücut için efordur. Aynı iki kat merdiven çıkmak ya da hafif bir egzersiz yapmak gibidir. Vücut daha fazla efor harcar. Kalp atışları hızlanır.
• Mutluluk verir: Mutluluk veren hormonların salgılanmasına neden olur. Endorfin, serotonin ve dopamin hormonları coşkuya yol açar.
• Acıları azaltır: cinsel ilişkinin gevşetici etkisi, kas çekilmelerinde meydana gelen acıları da hafifletir.
• Formda hissettirir: Doygunluk, rahatlama ve sevginin bir sonucu olduğu için bedensel ve ruhsal katkısı vardır. Sevgiyle ve doygunlukla yapılan Cinsellik formda hissettirir.
• Olumlu düşünmeyi sağlar: Orgazm sonucu serbest kalan enerji, olumsuz düşünceleri önleyip, olumlu bir bakış açısı verir.
• Adeti düzenler: Düzgün bir cinsel hayat hormonal dengeyi korur ve adetin düzenli olmasını sağlar. Düzenli orgazm yaşayan kadınlar kanlarındaki endorfin miktarından dolayı düzenli ve ağrısız adet görürler.
Kizlik Zari Tamiri - Kizlik Zari Dikme
Bu yazimicda kızlık zarı tamiri ve kızlık zarı dikme ile ilgili cinsel sağlık bilgilerini bulabilirsiniz.
Günümüzde sosyo-kültürel seviyedeki yükselme kadınların genital bölge estetiğine olan ilgisini arttırmıştır.
Dış genital sistemdeki doğuştan yada sonradan oluşan deformiteler asimetriler, şekil bozuklukları gelişmiş Estetik cerrahi teknikleri ile onarılmaktadır.
Genital problemleri giderilmiş bayanlarda öz güvenleri kazandırılmış olup, sağlıklı cinsel hayatı olan mutlu bireyler kazanılmaktadır.
Hymen kalıntıları çok zarif dokulardır ve bunların yapısı ile kan damarları yapısı arasında benzerlik mevcuttur. Himen oluşturulmasında bu zarif dokuları kaba aletler ve dikiş materyalleri ile bir araya getirmek mümkün değildir.
Ancak mikrocerrahi sayesinde damar diker gibi büyütme gözlükleri, mikro dikiş metaryalleri ve mikroaletler kullanarak tekrardan kalıntıları birleştirerek hymen oluşturmak mümkündür.
Bu sayede büyük rekonstrüksiyon ve flep cerrahisine gerek kalmadan daha zarif ve orjinal hymen yapısına benzer doku oluşturulması yapılabilir.
Mikrocerrahi ile yapılan estetik hymenoplasty operasyonunun avantajları ise ağrısız olması ve hızlı iyileşme sağlamasıdır.
Estetik operasyondan sonra hemen işe dönülebilir
Bu hymenoplasti operasyonu kalıcıdır. İlişkiye girmedikçe kızlık zarına birşey olmaz.
Himen yapınızın orjinal yapısı bozulmaz ve aynı operasyonda genital bölge estetik operasyonuda gerçekleşebilir..
Günümüzde sosyo-kültürel seviyedeki yükselme kadınların genital bölge estetiğine olan ilgisini arttırmıştır.
Dış genital sistemdeki doğuştan yada sonradan oluşan deformiteler asimetriler, şekil bozuklukları gelişmiş Estetik cerrahi teknikleri ile onarılmaktadır.
Genital problemleri giderilmiş bayanlarda öz güvenleri kazandırılmış olup, sağlıklı cinsel hayatı olan mutlu bireyler kazanılmaktadır.
Hymen kalıntıları çok zarif dokulardır ve bunların yapısı ile kan damarları yapısı arasında benzerlik mevcuttur. Himen oluşturulmasında bu zarif dokuları kaba aletler ve dikiş materyalleri ile bir araya getirmek mümkün değildir.
Ancak mikrocerrahi sayesinde damar diker gibi büyütme gözlükleri, mikro dikiş metaryalleri ve mikroaletler kullanarak tekrardan kalıntıları birleştirerek hymen oluşturmak mümkündür.
Bu sayede büyük rekonstrüksiyon ve flep cerrahisine gerek kalmadan daha zarif ve orjinal hymen yapısına benzer doku oluşturulması yapılabilir.
Mikrocerrahi ile yapılan estetik hymenoplasty operasyonunun avantajları ise ağrısız olması ve hızlı iyileşme sağlamasıdır.
Estetik operasyondan sonra hemen işe dönülebilir
Bu hymenoplasti operasyonu kalıcıdır. İlişkiye girmedikçe kızlık zarına birşey olmaz.
Himen yapınızın orjinal yapısı bozulmaz ve aynı operasyonda genital bölge estetik operasyonuda gerçekleşebilir..
Klitoris Estetigi ve Orgazm
Cinsel sağlık bilgileri makalemizde bu sefer bayanlari yakindan ilgilendiren bir konumuz var. Klitoris estetigi, mutlu bir cinsel yasam icin bir cok kadinin tercigi sizde bu konuyu merak ediyorsaniz bu estetik operasyonun tum ayrintilarini asagidaki makalemizde bulabilirsiniz.
Klitoris, kadın cinsel organının üstünde, küçük dudakların bittiği yerde yer alıyor. Ama şekli hiçbir kadında aynı değil. Bunun da doğum yapmış olmakla veya yaşla pek ilgisi yok. Aslında Klitorisle ilgili “normal” tanımı yapmak zor. Ancak bazı kadınlar görüntüsünden çeşitli nedenlerle hoşnut olmayarak Estetik plastik cerrahların yolunu tutuyor.
Estetik Plastik cerrahlar, sinir yönünden zengin Klitorise dolaylı müdahale ediyor. Ameliyat sırasında bölgedeki sinirleri yaralamamaya özen göstererek. Plastik cerrahlar yaptıkları bu ameliyatı, “çevre düzenlemesi”ne benzetiyor. Etrafındaki dokular yeniden yapılandırılıyor. Klitorisi halka gibi sarmış, her yönde örtmüş ve hatta bir kat üzerine gelen yani bazen bir şapka, külah gibi kapatan cilt parçaları oluyor. Bunlar klitorisi içerde tutuyor ve temasını bozuyor. Ameliyatta bu dokular elden geçiriliyor. Etrafındaki fazlalıklar alınıyor. Klitorisi bulunduğu yerde biraz daha belirgin hale getiren operasyon Klitorisin uyarılmasını kolaylaştırıyor. Dolayısıyla kadının orgazm olmasına da katkısı oluyor.
Bir başka grup kadın da Klitorisin büyüklüğünden şikayetçi. Örneğin mayonun altından çok belirgin gözüken, büyükçe klitorislerini küçültme isteğiyle cerraha gidiyorlar. Bu amaçla gelen kadınların da kilorisine doğrudan müdahale edilmiyor. Büyütme operasyonunun tam tersi yapılıyor. Klitoris, zarar verilmeden biraz daha derine çekiliyor. Daha doğru bir deyimle yandaki iç dudakların, klitorisi örtmesi sağlanıyor. Burada da Estetik cerrahların dikkat ettiği bir nokta var: Klitorisin gizlenirken uyarılma işlevi yok edilmiyor.
Klitoris ameliyatı, doktorun ve hastanın tercihine göre lokal veya genel anesteziyle yapılıyor. 20-30 dakika sürüyor ve yaklaşık 3-6 bin YTL’ye mal oluyor. Ameliyattan sonra hasta 7-10 günde normal yaşamına dönebiliyor.
Orgazmı kolaylaştırabilir ama mucize beklemeyin
Op. Dr. Tuğrul Turan (Estetik, Plastik ve Rekontrüktif Cerrahi Uzmanı): Son yıllarda bu operasyon talebinde artış var. Ancak bu cinsel sağlık icin cinsel organlarından hoşnut olmayan kadınların taleplerinde vajina daraltma, küçük (iç) ve büyük (dış) dudaklara yönelik operasyonlar ilk sırada yer alıyor. Hatta en sık küçük dudaklarını küçültmek için başvurduklarını söyleyebilirim. Aslına bakarsanız, klitorisim ortada değil, orgazm olamıyorum diyerek gelmiyor kadınlar. Bir şeylerin istedikleri gibi gitmediğini söylüyorlar. Gerçekten Klitorisi belirginleştiren operasyonlar klitoral uyarılmayı daha rahat ve kolay hale getirerek, orgazmı kolaylaştırabilir. Orgazma ulaşamama sorunu yaşayan çok sayıda kadın var. Ama bilinmeli ki bu ameliyattan sonra kadını mutluluktan öldürecek ya da çıldırtıcak bir sonuç alınacak demek mümkün değil. Orgazm, karmaşık bir mekanizmadır, sadece Klitorisle açıklanamaz. Bence, cinsel organ operasyonları kadınların cinsel sağlık yaşamlarının kalitesini artırıyor. Kadınlar partnerlerinin yanında daha rahat hareket ediyor.
Üç tür genital operasyon yapılıyor
* Mons pubis adını verdiğimiz, karnın en alt bölümündeki, tüylü bölgenin ve labia majora adını verdiğimiz büyük dudakların şişkin, büyük ve yağlı görünümünün düzeltilmesi. Mons pubis bölgesi yaşlanma, gebelik ve kilo alma gibi nedenlerle zamanla sarkıyor ve içinde biriken yağ nedeniyle kabarık bir görünüm alıyor. Pantolon, mayo ve iç çamaşırı giyerken kapladığı hacim nedeniyle rahatsızlık yaratıyor. Bu sorun ameliyatla gideriliyor.
* Labia minora adı verilen küçük dudakların aşırı büyük ve sarkık durumunun giderilmesi. Benzer şekilde küçük dudaklar da labia majora olarak da bilinen büyük dudakların arasından dışarı sarkıyor, kırışıyor ve rengi koyulaşıyor. Küçük dudaklardaki fazla sarkmalar hijyen problemleri, cinsel ilişki sırasında ağrıya, hatta travmaya bağlı enflamasyon ve enfeksiyona yola açabiliyor, mayo, iç çamaşırı ve pantolonlardan görünebilir olması nedeniyle rahatsız ediyor. Küçültülmesi mümkün.
* Vajinanın dışa açıldığı bölge daraltılıyor. Normal doğum veya yaşa bağlı gevşeyen, genişleyen vajinanın çapı daraltılıyor. Gevşeyen kaslar düzeltiliyor. Bu hem kadın hem de erkeğin cinsel ilişkiden aldığı hazzı artırıyor.
Klitoris, kadın cinsel organının üstünde, küçük dudakların bittiği yerde yer alıyor. Ama şekli hiçbir kadında aynı değil. Bunun da doğum yapmış olmakla veya yaşla pek ilgisi yok. Aslında Klitorisle ilgili “normal” tanımı yapmak zor. Ancak bazı kadınlar görüntüsünden çeşitli nedenlerle hoşnut olmayarak Estetik plastik cerrahların yolunu tutuyor.
Estetik Plastik cerrahlar, sinir yönünden zengin Klitorise dolaylı müdahale ediyor. Ameliyat sırasında bölgedeki sinirleri yaralamamaya özen göstererek. Plastik cerrahlar yaptıkları bu ameliyatı, “çevre düzenlemesi”ne benzetiyor. Etrafındaki dokular yeniden yapılandırılıyor. Klitorisi halka gibi sarmış, her yönde örtmüş ve hatta bir kat üzerine gelen yani bazen bir şapka, külah gibi kapatan cilt parçaları oluyor. Bunlar klitorisi içerde tutuyor ve temasını bozuyor. Ameliyatta bu dokular elden geçiriliyor. Etrafındaki fazlalıklar alınıyor. Klitorisi bulunduğu yerde biraz daha belirgin hale getiren operasyon Klitorisin uyarılmasını kolaylaştırıyor. Dolayısıyla kadının orgazm olmasına da katkısı oluyor.
Bir başka grup kadın da Klitorisin büyüklüğünden şikayetçi. Örneğin mayonun altından çok belirgin gözüken, büyükçe klitorislerini küçültme isteğiyle cerraha gidiyorlar. Bu amaçla gelen kadınların da kilorisine doğrudan müdahale edilmiyor. Büyütme operasyonunun tam tersi yapılıyor. Klitoris, zarar verilmeden biraz daha derine çekiliyor. Daha doğru bir deyimle yandaki iç dudakların, klitorisi örtmesi sağlanıyor. Burada da Estetik cerrahların dikkat ettiği bir nokta var: Klitorisin gizlenirken uyarılma işlevi yok edilmiyor.
Klitoris ameliyatı, doktorun ve hastanın tercihine göre lokal veya genel anesteziyle yapılıyor. 20-30 dakika sürüyor ve yaklaşık 3-6 bin YTL’ye mal oluyor. Ameliyattan sonra hasta 7-10 günde normal yaşamına dönebiliyor.
Orgazmı kolaylaştırabilir ama mucize beklemeyin
Op. Dr. Tuğrul Turan (Estetik, Plastik ve Rekontrüktif Cerrahi Uzmanı): Son yıllarda bu operasyon talebinde artış var. Ancak bu cinsel sağlık icin cinsel organlarından hoşnut olmayan kadınların taleplerinde vajina daraltma, küçük (iç) ve büyük (dış) dudaklara yönelik operasyonlar ilk sırada yer alıyor. Hatta en sık küçük dudaklarını küçültmek için başvurduklarını söyleyebilirim. Aslına bakarsanız, klitorisim ortada değil, orgazm olamıyorum diyerek gelmiyor kadınlar. Bir şeylerin istedikleri gibi gitmediğini söylüyorlar. Gerçekten Klitorisi belirginleştiren operasyonlar klitoral uyarılmayı daha rahat ve kolay hale getirerek, orgazmı kolaylaştırabilir. Orgazma ulaşamama sorunu yaşayan çok sayıda kadın var. Ama bilinmeli ki bu ameliyattan sonra kadını mutluluktan öldürecek ya da çıldırtıcak bir sonuç alınacak demek mümkün değil. Orgazm, karmaşık bir mekanizmadır, sadece Klitorisle açıklanamaz. Bence, cinsel organ operasyonları kadınların cinsel sağlık yaşamlarının kalitesini artırıyor. Kadınlar partnerlerinin yanında daha rahat hareket ediyor.
Üç tür genital operasyon yapılıyor
* Mons pubis adını verdiğimiz, karnın en alt bölümündeki, tüylü bölgenin ve labia majora adını verdiğimiz büyük dudakların şişkin, büyük ve yağlı görünümünün düzeltilmesi. Mons pubis bölgesi yaşlanma, gebelik ve kilo alma gibi nedenlerle zamanla sarkıyor ve içinde biriken yağ nedeniyle kabarık bir görünüm alıyor. Pantolon, mayo ve iç çamaşırı giyerken kapladığı hacim nedeniyle rahatsızlık yaratıyor. Bu sorun ameliyatla gideriliyor.
* Labia minora adı verilen küçük dudakların aşırı büyük ve sarkık durumunun giderilmesi. Benzer şekilde küçük dudaklar da labia majora olarak da bilinen büyük dudakların arasından dışarı sarkıyor, kırışıyor ve rengi koyulaşıyor. Küçük dudaklardaki fazla sarkmalar hijyen problemleri, cinsel ilişki sırasında ağrıya, hatta travmaya bağlı enflamasyon ve enfeksiyona yola açabiliyor, mayo, iç çamaşırı ve pantolonlardan görünebilir olması nedeniyle rahatsız ediyor. Küçültülmesi mümkün.
* Vajinanın dışa açıldığı bölge daraltılıyor. Normal doğum veya yaşa bağlı gevşeyen, genişleyen vajinanın çapı daraltılıyor. Gevşeyen kaslar düzeltiliyor. Bu hem kadın hem de erkeğin cinsel ilişkiden aldığı hazzı artırıyor.
Feng Shui'ye Gore Cinsel Yasam
Feng Shui'ye inaniyorsaniz ozaman bu makalemizi okuyarak Feng Shui uygulayarak cinsel yaşamı renklendirmeyi de ogrenebilirsiniz.
Feng Shui’ye göre cinsel yaşamınızı renklendirin!
Evinizi nasıl dekore ettiğiniz ya da giydiğiniz elbisenin rengi, sandığınızdan çok daha önemli! Seks hayatınızı feng shui ile canlandırmanız bile mümkün... Elele dergisi bu konuyu nisan sayısında ele aldı.
Cinsel hayatınızın niteliğini pek çok şey birden belirliyor: Sürdüğünüz koku, renk, yediğiniz yemek, yaşadığınız mekan ve daha pek çok şey... İçlerinde belki de en önemlisi evinizin feng shui’ye göre dekorasyonu! Doğru enerji ve duyguları hissetmemizi sağlayan feng shui’nin değdiği yerde aşklar da farklı yaşanıyor.
Öncelikle aşkı, cinselliği evin neresinde yaşadığınız çok önemli. Akla ilk gelen yatak odasının evin neresinde olduğu ve nasıl dekore edildiğinin bile bir anlamı var aslında. Evinizin kapısını referans alırsanız, aşk köşenizi yaşam alanınızın en uzak sol köşesine kurmalısınız diyor feng shui uzmanları. Ayrıca kırık bir aşk hikayesinden çıktıysanız başka, uzun süredir yalnızsanız başka formülleri var...
Fobilerinizi bilin: Eğer genellikle ilişkiden korku duyan kişilerle beraber olduysanız, aşk köşenizi kırılabilir aksesuvar ve süslerden, sabit durmayan eşyalarınızdan kurtarın, temizleyin. Kırılmaz materyalden yapılmış iki çanak alın veya sağlam bir raf ya da masanın üstüne koyun. Vazo ve çanaklarınızı uyumlu eşinizle tanışana kadar boş bırakın. Onunla tanıştığınızda ise birbirlerine uyumlu çiçeklerle süsleyin.
Yalnız kurdu oynayın: Aşk köşenizi kontrol edin ve yalnızlık çeken her şeyden kurtulun. Romantizm özleminizin ve ihtiyacınızın sinyallerini aşk köşenize mutlu çift fotoğrafları koyarak verebilirsiniz. Tek duran bir sandalyenin sizi yalnız kılabileceği gibi, rahat iki kişilik bir koltuğun sizi nelere yakınlaştıracağını tahmin edebilirsiniz. Ama her şeyden önce yatağınızı her iki yanından da rahat giriş ve çıkışa izin verecek şekilde yerleştirmeye dikkat edin! Ne de olsa tek başınıza yattığınız günler yakında geçmişte kalacak.
Geometriden uzak durun: Eğer bir aşk kurbanıysanız ve şimdi bunun yeniden yaşanmasından korkuyorsanız, aşk köşenizin ve yatak odanızın üçgen şeklinde dizilmiş fotoğraflardan kurtulmasını sağlayın. Buna objeler de dahil. Süs olarak koyduğunuz değerli taşlar, piramitler... Sonra yatağınızı duvar karşısına koyun. Eğer diyagonal durması tek çare ise de yatakla duvar arasına bir çiçek yerleştirmenizi tavsiye ederiz. Her şeyden önce üçgenlerden ve özellikle üçgen yatak başlıklarından uzak durmalısınız.
Romantik objeleri tercih edin: Eğer işiniz nedeniyle aşk hayatınızı erteliyorsanız ve bundan yorulduysanız yatak odanızı ve aşk köşenizi şu eşyalardan kurtarıp, temizleyin: Herhangi bir egzersiz aleti, bilgisayar, çalışma masası ve dolu raflar... Bunların yerine ise romantik eşyalar; doldurulmuş puf yastıklar, yumuşak halılar, yakut ve ametist gibi şeyler koyabilirsiniz.
Favori renk, cinsel hayat konusunda ipuçları veriyor
Favori renginiz cinsel hayatınızın anahtarı gibi. Hatta giydiğiniz kıyafetlerden, arabanıza kadar seçtiğiniz tüm renkler seks hayatınızı ele veriyor. Bakalım sevdiğiniz renkler seks hayatınızda ne anlama geliyor...
SARI: Cinselliğe dair niyetleriniz biraz kompleksli ve duruma göre adapte edilebilir demektir.
YEŞİL: Nazik olmalarına rağmen tutkusuz!
SİYAH: Katılımcı ve kararlı!
KIRMIZI: Son derece kolay tahrik olmalarıyla birlikte sınır tanımayan, cömert partnerlerdir.
BEYAZ: Doğallık konusunda katı kuralcıdırlar, abartılardan kaçınırlar.
KAHVERENGİ: Doğru eş için bulunmaz bir hazinedirler.
GRİ: Kararsız insanların rengidir. Hiçbir şey hakkında heyecanlanamazlar, renkler hakkında bile!
MAVİ: Muhteşem bir partnerdir. Etkileyici ve partnerinin ihtiyaçlarına karşı duyarlı…
Feng Shui’ye göre cinsel yaşamınızı renklendirin!
Evinizi nasıl dekore ettiğiniz ya da giydiğiniz elbisenin rengi, sandığınızdan çok daha önemli! Seks hayatınızı feng shui ile canlandırmanız bile mümkün... Elele dergisi bu konuyu nisan sayısında ele aldı.
Cinsel hayatınızın niteliğini pek çok şey birden belirliyor: Sürdüğünüz koku, renk, yediğiniz yemek, yaşadığınız mekan ve daha pek çok şey... İçlerinde belki de en önemlisi evinizin feng shui’ye göre dekorasyonu! Doğru enerji ve duyguları hissetmemizi sağlayan feng shui’nin değdiği yerde aşklar da farklı yaşanıyor.
Öncelikle aşkı, cinselliği evin neresinde yaşadığınız çok önemli. Akla ilk gelen yatak odasının evin neresinde olduğu ve nasıl dekore edildiğinin bile bir anlamı var aslında. Evinizin kapısını referans alırsanız, aşk köşenizi yaşam alanınızın en uzak sol köşesine kurmalısınız diyor feng shui uzmanları. Ayrıca kırık bir aşk hikayesinden çıktıysanız başka, uzun süredir yalnızsanız başka formülleri var...
Fobilerinizi bilin: Eğer genellikle ilişkiden korku duyan kişilerle beraber olduysanız, aşk köşenizi kırılabilir aksesuvar ve süslerden, sabit durmayan eşyalarınızdan kurtarın, temizleyin. Kırılmaz materyalden yapılmış iki çanak alın veya sağlam bir raf ya da masanın üstüne koyun. Vazo ve çanaklarınızı uyumlu eşinizle tanışana kadar boş bırakın. Onunla tanıştığınızda ise birbirlerine uyumlu çiçeklerle süsleyin.
Yalnız kurdu oynayın: Aşk köşenizi kontrol edin ve yalnızlık çeken her şeyden kurtulun. Romantizm özleminizin ve ihtiyacınızın sinyallerini aşk köşenize mutlu çift fotoğrafları koyarak verebilirsiniz. Tek duran bir sandalyenin sizi yalnız kılabileceği gibi, rahat iki kişilik bir koltuğun sizi nelere yakınlaştıracağını tahmin edebilirsiniz. Ama her şeyden önce yatağınızı her iki yanından da rahat giriş ve çıkışa izin verecek şekilde yerleştirmeye dikkat edin! Ne de olsa tek başınıza yattığınız günler yakında geçmişte kalacak.
Geometriden uzak durun: Eğer bir aşk kurbanıysanız ve şimdi bunun yeniden yaşanmasından korkuyorsanız, aşk köşenizin ve yatak odanızın üçgen şeklinde dizilmiş fotoğraflardan kurtulmasını sağlayın. Buna objeler de dahil. Süs olarak koyduğunuz değerli taşlar, piramitler... Sonra yatağınızı duvar karşısına koyun. Eğer diyagonal durması tek çare ise de yatakla duvar arasına bir çiçek yerleştirmenizi tavsiye ederiz. Her şeyden önce üçgenlerden ve özellikle üçgen yatak başlıklarından uzak durmalısınız.
Romantik objeleri tercih edin: Eğer işiniz nedeniyle aşk hayatınızı erteliyorsanız ve bundan yorulduysanız yatak odanızı ve aşk köşenizi şu eşyalardan kurtarıp, temizleyin: Herhangi bir egzersiz aleti, bilgisayar, çalışma masası ve dolu raflar... Bunların yerine ise romantik eşyalar; doldurulmuş puf yastıklar, yumuşak halılar, yakut ve ametist gibi şeyler koyabilirsiniz.
Favori renk, cinsel hayat konusunda ipuçları veriyor
Favori renginiz cinsel hayatınızın anahtarı gibi. Hatta giydiğiniz kıyafetlerden, arabanıza kadar seçtiğiniz tüm renkler seks hayatınızı ele veriyor. Bakalım sevdiğiniz renkler seks hayatınızda ne anlama geliyor...
SARI: Cinselliğe dair niyetleriniz biraz kompleksli ve duruma göre adapte edilebilir demektir.
YEŞİL: Nazik olmalarına rağmen tutkusuz!
SİYAH: Katılımcı ve kararlı!
KIRMIZI: Son derece kolay tahrik olmalarıyla birlikte sınır tanımayan, cömert partnerlerdir.
BEYAZ: Doğallık konusunda katı kuralcıdırlar, abartılardan kaçınırlar.
KAHVERENGİ: Doğru eş için bulunmaz bir hazinedirler.
GRİ: Kararsız insanların rengidir. Hiçbir şey hakkında heyecanlanamazlar, renkler hakkında bile!
MAVİ: Muhteşem bir partnerdir. Etkileyici ve partnerinin ihtiyaçlarına karşı duyarlı…
Cinsel Yasami Guzellestirmek icin
Eger sizde cinsel yasaminizin iyi olmasini istiyorsaniz bu cinsel sağlık yazimizi goz ardi etmeyin. Asagidaki yazimizda İyi bir cinsel yaşam için 9 öneriyi bulacaksiniz.
Seksologlara göre zevkli bir seksin yolu vücudunuzla barışık olmaktan ve fantezilerinizi geliştirebilmekten geçiyor.
20-40 yaşları arası seksin en yoğun yaşandığı, kadın ve erkeğin en aktif olduğu yaşlardır. Ancak bu yaş aralığının dışında da arzulanma arzusunu, vücuduyla barışık olma arzusunu, orgazm tecrübesi, fantezilerini iyi değerlendiren her birey hayatı boyunca cinsel yaşamını devam ettirebilir.
Yaş ilerledikçe veya uzun birlikteliklerde cinsel istekte azalma, erkeklerde ereksiyon ve boşalma problemleri, kadınlarda lubrikasyon-kuruma- problemleri meydana gelebilir. Bu gibi faktörler cinselliği de mecburiyettenmişçesine tek düze ve rutin hale getirebilir. Bu rutin yaşam; çiftlerin birbirleriyle yakınlaşmaları, arzularını muhafaza edebilmeleri, vücutlarıyla barışık olmaları, fantezilerini geliştirebilmeleri, cinsel tercihlerini gözden geçirmeleri gibi hususlarla önlenebilir.
Cinsel IQ, kişinin tercihlerini, duygularını, seks sırasındaki kokusu ve çıkarttığı sesler ile vücudunu, cinsel aktivitedeki limitlerini, yasak olan ve olmayan noktaları ve yaşamak istediği değişiklikleri muhakeme etmesi ve tüm bu faktörlerle kendini kabullenmesidir. Bu nedenle iyi bir cinsel yaşamdaki önemi ölçülemez.
İşte hatırlamanız gereken önemli noktalar:
1. Seksin vücut görüntüsü ile hiçbir alakası yoktur. Mükemmel olmayan vücutlar da seksten zevk alır, partnerine zevk verir. Burada tarafların karşılıklı olarak dürüst ve saygılı olmaları, cinselliği bu şekilde yaşamaları önemlidir. Tatmin edici seksi oluşturan pozitif faktörler seks sırasında cinsel istek, tarafların müsaade yeteneği, haklarını değerlendirme yeteneği ,cinsellikle ilgili doğru bilgilere sahip olmaları, yeterli heyecanı hissetmeleri ve beyinsel konsantrasyon ile karşılıklı tensel kokunun birbirine çekici gelmesi olarak özetlenebilir.
2. Eğlenmek de seksin bir parçasıdır. Kişilerin dilediğince özgür olması, fanteziler kurması, dürüstlük ve saygı çerçevesinde zevk aldığı şeyleri partnerine sunması, cinselliği ayrıcalıklı bir armağan olarak algılaması ve herkesin zevk almaya hakkı olduğunu kabullenmesi ile cinsel hayatları renklenecektir.
3. Sekste sıklık önemli değildir. Evli bir çiftin seks yapma aralıkları tamamen kişilere göre değişen bir durumdur. Hiçbir çift seks yapma aralığı az diyerek aşağılanmamalıdır. Ancak sürekli birlikteliklerde veya evliliklerde periyodik bir yaklaşımı öneriyoruz. Özellikle karşılıklı sıcaklığı muhafaza etmek açısından periyodik aralıkları önemli buluyoruz. Periyodik belirli aralıklarla tatmin edici birleşmeler, aynı zamanda cinsel fonksiyonun devamı açısından da önemlidir.
4. Sekste çekincelere yer yoktur. Seksin korkutucu çekince içinde değil, samimi ve açık olarak konuşulması mutlu bir cinsel yaşam için bir gerekliliktir. Çiftler birbirine hoşlandığı şeyleri söyleyebilmeli, kendini seks sırasında iyi ve rahat hissetmeli, seksin bir performans gösterisi veya ‘normal’ olması gerektiğini düşünmemelidir. Bu da ancak karşılıklı konuşarak mümkün olur.
5. Çocuklu ailelerde seks bitmez. Unutulmamalıdır ki, çocuk sahibi olmak cinsellik açısından önemli bir faktör değildir. Çiftler günlük yaşamlarına göre cinselliğe ayıracakları zamanı seçmeli ve bu zaman zarfında özellikle birbirlerine konsantre olmalıdır.
6. Sertleşme Sorunu “Tümüyle kafanızda yarattığınız bir sorun” değildir. Son 25 yılda sertleşme sorunlarının tıbbi bir durumdan kaynaklandığı açıklığa kavuşmuştur. Sertleşme sorununun çoğunlukla psikolojik bir yönü olsa da (depresyon, endişe ve stresin rolü olabilir), hemen her zaman fiziksel bir nedeni vardır.
7. Sertleşme sorunu yalnızca yaşlı erkeklerde görülmez. Bu durum 40 yaşın üzerindeki erkeklerde daha sık görülmekle birlikte, her yaştaki erkekte meydana gelebilir. Yapılan yeni bir çalışma, 40 ile 70 yaşları arasındaki erkeklerin yaklaşık yarısının zaman zaman sertleşme sağlama ve/veya sürdürmede sorun yaşadığını ortaya koymuştur. Sertleşme sorunlarının oranı yaşla birlikte artsa da, tek başına yaşlanma, sertleşme sorununun bir nedeni olarak görülmemektedir. Sertleşme sorunlarının yaşlı erkeklerde daha sık görülmesinin nedeni, yüksek kan basıncı gibi yaşa bağlı hastalıklardır.
8. Cinsel ilişki için çok yaşlı değilsiniz.Tüm yaşlardaki çiftler cinsel ilişkiyle ilgilidir. Cinsel yaşam sağlıklı bir ilişkinin önemli bir parçasıdır. Gerçekten de, yapılan birçok araştırmada aktif cinsel yaşamın yaşlanmanın çok doğal bir parçası olduğu gösterilmiştir.
9. Çift karşılıklı çekiciliğini yitirmiş olsa bile tekrar elde edebilir. Önemli olan bunu hangi noktada kaybettikleri konusudur. Çiftler birbirlerine karşı çekiciliklerini şu noktalarda yitirirler: Seks sırasında yetersiz olmaktan, anormal olmaktan çekinirlerse, seksle ilgili noktaları partnerleriyle konuşamazlarsa, seks hakkında hissettiklerini sözcüklerle ifade edemezlerse. Seks sırasında veya sonrasında partnerini yakın hissetmekle, birbirine dokunarak heyecanlanmayı beklemekle, fantezi ve arzularla ilgili suçluluk duymamakla ve erkek-kadın vücudunun nasıl çalıştığını karakterlerini değerlendirmekle tensel uyum ve karşılıklı çekicilik tekrar elde edilebilir.
Seksologlara göre zevkli bir seksin yolu vücudunuzla barışık olmaktan ve fantezilerinizi geliştirebilmekten geçiyor.
20-40 yaşları arası seksin en yoğun yaşandığı, kadın ve erkeğin en aktif olduğu yaşlardır. Ancak bu yaş aralığının dışında da arzulanma arzusunu, vücuduyla barışık olma arzusunu, orgazm tecrübesi, fantezilerini iyi değerlendiren her birey hayatı boyunca cinsel yaşamını devam ettirebilir.
Yaş ilerledikçe veya uzun birlikteliklerde cinsel istekte azalma, erkeklerde ereksiyon ve boşalma problemleri, kadınlarda lubrikasyon-kuruma- problemleri meydana gelebilir. Bu gibi faktörler cinselliği de mecburiyettenmişçesine tek düze ve rutin hale getirebilir. Bu rutin yaşam; çiftlerin birbirleriyle yakınlaşmaları, arzularını muhafaza edebilmeleri, vücutlarıyla barışık olmaları, fantezilerini geliştirebilmeleri, cinsel tercihlerini gözden geçirmeleri gibi hususlarla önlenebilir.
Cinsel IQ, kişinin tercihlerini, duygularını, seks sırasındaki kokusu ve çıkarttığı sesler ile vücudunu, cinsel aktivitedeki limitlerini, yasak olan ve olmayan noktaları ve yaşamak istediği değişiklikleri muhakeme etmesi ve tüm bu faktörlerle kendini kabullenmesidir. Bu nedenle iyi bir cinsel yaşamdaki önemi ölçülemez.
İşte hatırlamanız gereken önemli noktalar:
1. Seksin vücut görüntüsü ile hiçbir alakası yoktur. Mükemmel olmayan vücutlar da seksten zevk alır, partnerine zevk verir. Burada tarafların karşılıklı olarak dürüst ve saygılı olmaları, cinselliği bu şekilde yaşamaları önemlidir. Tatmin edici seksi oluşturan pozitif faktörler seks sırasında cinsel istek, tarafların müsaade yeteneği, haklarını değerlendirme yeteneği ,cinsellikle ilgili doğru bilgilere sahip olmaları, yeterli heyecanı hissetmeleri ve beyinsel konsantrasyon ile karşılıklı tensel kokunun birbirine çekici gelmesi olarak özetlenebilir.
2. Eğlenmek de seksin bir parçasıdır. Kişilerin dilediğince özgür olması, fanteziler kurması, dürüstlük ve saygı çerçevesinde zevk aldığı şeyleri partnerine sunması, cinselliği ayrıcalıklı bir armağan olarak algılaması ve herkesin zevk almaya hakkı olduğunu kabullenmesi ile cinsel hayatları renklenecektir.
3. Sekste sıklık önemli değildir. Evli bir çiftin seks yapma aralıkları tamamen kişilere göre değişen bir durumdur. Hiçbir çift seks yapma aralığı az diyerek aşağılanmamalıdır. Ancak sürekli birlikteliklerde veya evliliklerde periyodik bir yaklaşımı öneriyoruz. Özellikle karşılıklı sıcaklığı muhafaza etmek açısından periyodik aralıkları önemli buluyoruz. Periyodik belirli aralıklarla tatmin edici birleşmeler, aynı zamanda cinsel fonksiyonun devamı açısından da önemlidir.
4. Sekste çekincelere yer yoktur. Seksin korkutucu çekince içinde değil, samimi ve açık olarak konuşulması mutlu bir cinsel yaşam için bir gerekliliktir. Çiftler birbirine hoşlandığı şeyleri söyleyebilmeli, kendini seks sırasında iyi ve rahat hissetmeli, seksin bir performans gösterisi veya ‘normal’ olması gerektiğini düşünmemelidir. Bu da ancak karşılıklı konuşarak mümkün olur.
5. Çocuklu ailelerde seks bitmez. Unutulmamalıdır ki, çocuk sahibi olmak cinsellik açısından önemli bir faktör değildir. Çiftler günlük yaşamlarına göre cinselliğe ayıracakları zamanı seçmeli ve bu zaman zarfında özellikle birbirlerine konsantre olmalıdır.
6. Sertleşme Sorunu “Tümüyle kafanızda yarattığınız bir sorun” değildir. Son 25 yılda sertleşme sorunlarının tıbbi bir durumdan kaynaklandığı açıklığa kavuşmuştur. Sertleşme sorununun çoğunlukla psikolojik bir yönü olsa da (depresyon, endişe ve stresin rolü olabilir), hemen her zaman fiziksel bir nedeni vardır.
7. Sertleşme sorunu yalnızca yaşlı erkeklerde görülmez. Bu durum 40 yaşın üzerindeki erkeklerde daha sık görülmekle birlikte, her yaştaki erkekte meydana gelebilir. Yapılan yeni bir çalışma, 40 ile 70 yaşları arasındaki erkeklerin yaklaşık yarısının zaman zaman sertleşme sağlama ve/veya sürdürmede sorun yaşadığını ortaya koymuştur. Sertleşme sorunlarının oranı yaşla birlikte artsa da, tek başına yaşlanma, sertleşme sorununun bir nedeni olarak görülmemektedir. Sertleşme sorunlarının yaşlı erkeklerde daha sık görülmesinin nedeni, yüksek kan basıncı gibi yaşa bağlı hastalıklardır.
8. Cinsel ilişki için çok yaşlı değilsiniz.Tüm yaşlardaki çiftler cinsel ilişkiyle ilgilidir. Cinsel yaşam sağlıklı bir ilişkinin önemli bir parçasıdır. Gerçekten de, yapılan birçok araştırmada aktif cinsel yaşamın yaşlanmanın çok doğal bir parçası olduğu gösterilmiştir.
9. Çift karşılıklı çekiciliğini yitirmiş olsa bile tekrar elde edebilir. Önemli olan bunu hangi noktada kaybettikleri konusudur. Çiftler birbirlerine karşı çekiciliklerini şu noktalarda yitirirler: Seks sırasında yetersiz olmaktan, anormal olmaktan çekinirlerse, seksle ilgili noktaları partnerleriyle konuşamazlarsa, seks hakkında hissettiklerini sözcüklerle ifade edemezlerse. Seks sırasında veya sonrasında partnerini yakın hissetmekle, birbirine dokunarak heyecanlanmayı beklemekle, fantezi ve arzularla ilgili suçluluk duymamakla ve erkek-kadın vücudunun nasıl çalıştığını karakterlerini değerlendirmekle tensel uyum ve karşılıklı çekicilik tekrar elde edilebilir.
Cinsel Saglik Bilgileri
Japonya'daki cinsel yaşama ilişkin çok az istatistik bilgi vardır. Bize yarayabilecek birkaç tanesi de o kadar birbirlerinden farklıdır ki, Amerikan araştırmalarına başvurmamız daha doğru olur. Japonların cinsel yaşamlarının Amerikalılarınkine benzediğini kabul etmemiz gerekir.
Marie E. Kopp, kadınların % 35'inin her birleşimde orgazmı yaşadıklarını, % 47'sinin çok sık orgazm olduklarını, % 18'inin ise hiç bir zaman orgazma ulaşamadıklarını bildirmektedir.
Kinsey raporunda, kadınların % 70-77'sinin sürekli orgazma ulaştıkları belirtilmektedir. Dr. Lewis M. Term, kadınların çeşitli evlilik devrelerinde orgazm oranlarını şöyle sıralıyor:
* İlk Cinsel İlişkide Orgazm %24
* Birkaç Hafta Sonra %27
* Bir Ay veya Bir Yıl Sonra %26
* Bir Yıldan Daha Fazla Zaman Sonra %16
* Hiç Bir Zaman %7
Dr. Kinsey'in raporunda ise, kadınların orgazmı konusunda şu istatistik yer alıyor:
Kadınlar Evliliklerinin
* 1. Yılında %63
* 5. Yılında %63
* 10. Yılında %71
* 15. Yılında %81
* 20. Yılında %85 oranında orgazma ulaşmaktadırlar.
Bu, kadınların %23 ile %37'sinin evliliklerinin ilk yıllarında orgazma ulaşamadıklarını gösterir. Tabii, bunun çeşitli nedenleri vardır. Gerek kadın, gerekse erkekte bunun bedensel nedenleri olabilir. Cinsel yaşam konusunda çok az şey bilmeleri de buna neden gösterilebilir.
Hemen hemen bütün erkeklerin orgazma ulaşmalarına karşılık, kadınların oldukça fazla bir bölümünün orgazmı yaşamamaları, sadece kadın için değil, kocası için de acınacak bir durumdur.
Eşi isterse aynı yaşantıya varamasın, erkek boşalabilir ve orgazma ulaşabilir. Fakat bu erkeği, eşinin de aynı yaşantıyı aynı anda paylaşması kadar tatmin edemez. Erkeğin yalnız başına orgazm olması tek yönlüdür. Bu, mutluluk duygusu tam anlamıyla duyulmadan tatmin olmadır. Kadın ise orgazma varmadığında daha büyük tehlikelerle karşı karşıya kalır.
Cinsel organlarına toplanan ve uzun süre burada kalan kan, kadının vücuduna zarar verir. Bu yüzden, üzerine yüklenen ruhsal baskının ise, kadın belki de kolay kolay üstesinden gelemez. Kadın cinsel ilişkiden ürkecek, erkeğin ayrıcalıklı durumunu lanetleyecek ve sevgi yıllarının sonunda düş kırıklığına uğrayacaktır. Erkek de hiç kuşku yok ki, bir süre sonra eşinden soğuyacaktır.
Aynı anda orgazma varma, tatmin edici bir cinsel birleşimin baş koşuludur. Bu konuda gösterilecek çaba sadece cinsel alanda mutluluğun paylaşılmasını sağlamaz, aynı zamanda daha fazla ortak zevk alınmasını olanaklı kılar. Bu amaçla çeşitli tekniklerin uygulanması yerinde olur; kişisel bencil isteklerin doyumu esas amaç olmamalıdır.
Evliliğin ilk zamanlarında erkeğin bölgesel uyarılmaya gereksinimi yoktur. Çünkü duyguları ve cinsel heyecanı kolay uyarılır. Sadece kısa bir süre cinsel faaliyet onu orgazma götürmeye yeterlidir. Eşi ise belki başlangıçta orgazm olmayabilir. Fakat kadın kendi vücudunun eşine nasıl zevk verdiğini gördükçe öğrenme devrini geçirir ve cinsel zevki, cinsel mutluluğu duyumsamaya başlar.
Daha sonraları karı koca, cinsel yaşamlarında daha kuvvetli heyecanların özlemini çekeceklerdir. Erkek, birleşim sırasında cinsel davranışlarını daha güçlü, daha sürekli kılmayı öğrenecek, kadına, onun orgazmına gerekli olan bölgesel uyarılma için daha uzun zaman verebilecektir. Birleşimden önceki okşamaların nüansları ve çeşitleri, ilişkiden sonraki pozisyonların seçilişi de oyunlar kadar gereklidir.
Yavaş yavaş gelişen kadının orgazmına kendi orgazmını uydurabilmek için, erkek, birleşim sırasında eşini hafif okşamalarla heyecanlandırma!ı ve kendi orgazmını geciktirecek pozisyonlar seçmelidir.
Kadın isteyinceye kadar erkek kendi orgazmını veya boşalmasını geciktirmelidir. Bir süre sonra, orgazm beklenmedik bir anda yaklaşsa bile, kadın reflekslerle buna karşılık verecektir. Kadın kusursuz birleşim yaşantısını kendine hedef almıştır, fakat birçok erkek, aynı anda ve birbiri ardından orgazmlar arasında fazla bir ayrım bulmaz.
Bunlar cinsel ilişkide kadın ile aynı anda orgazma ulaşmanın ne kadar çok mutluluk verici bir şey olduğunu daha öğrenmemişlerdir. Erkek bu mutluluğu bir kez tadınca, bir daha kendi orgazmını eşininkine rastlatmak için çaba göstermek gerektiğinden yakınmayacaktır. Orgazm sırasında birleşmede -kaçınılmaz bir kural olarak- karşılıklı derin manevi sevginin bulunması gereklidir. Öte yandan manevi sevgi için, cinsel yaşamda aynı anda orgazma ulaşmaktan daha sağlam bir temel yoktur.
Marie E. Kopp, kadınların % 35'inin her birleşimde orgazmı yaşadıklarını, % 47'sinin çok sık orgazm olduklarını, % 18'inin ise hiç bir zaman orgazma ulaşamadıklarını bildirmektedir.
Kinsey raporunda, kadınların % 70-77'sinin sürekli orgazma ulaştıkları belirtilmektedir. Dr. Lewis M. Term, kadınların çeşitli evlilik devrelerinde orgazm oranlarını şöyle sıralıyor:
* İlk Cinsel İlişkide Orgazm %24
* Birkaç Hafta Sonra %27
* Bir Ay veya Bir Yıl Sonra %26
* Bir Yıldan Daha Fazla Zaman Sonra %16
* Hiç Bir Zaman %7
Dr. Kinsey'in raporunda ise, kadınların orgazmı konusunda şu istatistik yer alıyor:
Kadınlar Evliliklerinin
* 1. Yılında %63
* 5. Yılında %63
* 10. Yılında %71
* 15. Yılında %81
* 20. Yılında %85 oranında orgazma ulaşmaktadırlar.
Bu, kadınların %23 ile %37'sinin evliliklerinin ilk yıllarında orgazma ulaşamadıklarını gösterir. Tabii, bunun çeşitli nedenleri vardır. Gerek kadın, gerekse erkekte bunun bedensel nedenleri olabilir. Cinsel yaşam konusunda çok az şey bilmeleri de buna neden gösterilebilir.
Hemen hemen bütün erkeklerin orgazma ulaşmalarına karşılık, kadınların oldukça fazla bir bölümünün orgazmı yaşamamaları, sadece kadın için değil, kocası için de acınacak bir durumdur.
Eşi isterse aynı yaşantıya varamasın, erkek boşalabilir ve orgazma ulaşabilir. Fakat bu erkeği, eşinin de aynı yaşantıyı aynı anda paylaşması kadar tatmin edemez. Erkeğin yalnız başına orgazm olması tek yönlüdür. Bu, mutluluk duygusu tam anlamıyla duyulmadan tatmin olmadır. Kadın ise orgazma varmadığında daha büyük tehlikelerle karşı karşıya kalır.
Cinsel organlarına toplanan ve uzun süre burada kalan kan, kadının vücuduna zarar verir. Bu yüzden, üzerine yüklenen ruhsal baskının ise, kadın belki de kolay kolay üstesinden gelemez. Kadın cinsel ilişkiden ürkecek, erkeğin ayrıcalıklı durumunu lanetleyecek ve sevgi yıllarının sonunda düş kırıklığına uğrayacaktır. Erkek de hiç kuşku yok ki, bir süre sonra eşinden soğuyacaktır.
Aynı anda orgazma varma, tatmin edici bir cinsel birleşimin baş koşuludur. Bu konuda gösterilecek çaba sadece cinsel alanda mutluluğun paylaşılmasını sağlamaz, aynı zamanda daha fazla ortak zevk alınmasını olanaklı kılar. Bu amaçla çeşitli tekniklerin uygulanması yerinde olur; kişisel bencil isteklerin doyumu esas amaç olmamalıdır.
Evliliğin ilk zamanlarında erkeğin bölgesel uyarılmaya gereksinimi yoktur. Çünkü duyguları ve cinsel heyecanı kolay uyarılır. Sadece kısa bir süre cinsel faaliyet onu orgazma götürmeye yeterlidir. Eşi ise belki başlangıçta orgazm olmayabilir. Fakat kadın kendi vücudunun eşine nasıl zevk verdiğini gördükçe öğrenme devrini geçirir ve cinsel zevki, cinsel mutluluğu duyumsamaya başlar.
Daha sonraları karı koca, cinsel yaşamlarında daha kuvvetli heyecanların özlemini çekeceklerdir. Erkek, birleşim sırasında cinsel davranışlarını daha güçlü, daha sürekli kılmayı öğrenecek, kadına, onun orgazmına gerekli olan bölgesel uyarılma için daha uzun zaman verebilecektir. Birleşimden önceki okşamaların nüansları ve çeşitleri, ilişkiden sonraki pozisyonların seçilişi de oyunlar kadar gereklidir.
Yavaş yavaş gelişen kadının orgazmına kendi orgazmını uydurabilmek için, erkek, birleşim sırasında eşini hafif okşamalarla heyecanlandırma!ı ve kendi orgazmını geciktirecek pozisyonlar seçmelidir.
Kadın isteyinceye kadar erkek kendi orgazmını veya boşalmasını geciktirmelidir. Bir süre sonra, orgazm beklenmedik bir anda yaklaşsa bile, kadın reflekslerle buna karşılık verecektir. Kadın kusursuz birleşim yaşantısını kendine hedef almıştır, fakat birçok erkek, aynı anda ve birbiri ardından orgazmlar arasında fazla bir ayrım bulmaz.
Bunlar cinsel ilişkide kadın ile aynı anda orgazma ulaşmanın ne kadar çok mutluluk verici bir şey olduğunu daha öğrenmemişlerdir. Erkek bu mutluluğu bir kez tadınca, bir daha kendi orgazmını eşininkine rastlatmak için çaba göstermek gerektiğinden yakınmayacaktır. Orgazm sırasında birleşmede -kaçınılmaz bir kural olarak- karşılıklı derin manevi sevginin bulunması gereklidir. Öte yandan manevi sevgi için, cinsel yaşamda aynı anda orgazma ulaşmaktan daha sağlam bir temel yoktur.
Seks Yapan Kadin Mutlu Oluyor
Evet cinsel saglik bilgileri yazimizin bu seferki konusu Seks ve Kadinlar, asagida okuyacaginiz uzere yapilan bir arastirmaya gore seks yapan kadinlar daha mutlu oluyorlarmis.
ABD’nin Albany kentindeki New York State Üniversitesi’nde görevli bilim adamları Gordon Gallup, Rebecca Burch ve Steven Platek, cinsel ilişkiyle kadının psikoloji arasındaki ilişkiyi izledi. Bunun için düzenli cinsel hayatı olan 300 kadın izlendi. Araştırma sonuçları, Almanya’da yayımlanan Rheinische Post gazetesinin internet sayfasında yer aldı.
Arastirma sonucunda, cinsel ilişki sırasında prezervatif kullanmayan kadınların depresyon geçirme riski, diğerlerine göre daha düşük çıktı. Prezervatif kullanan kadınlarda ise depresyon geçirme riski yüksek çıktı. Bilim adamları, spermlerle birlikte, testosteron ve östrojen hormonlarının da dışarıya atıldığını, bu birleşimin boşalma sonrasında kadının kanına karıştığını tespit ettiler.
ABD’nin Albany kentindeki New York State Üniversitesi’nde görevli bilim adamları Gordon Gallup, Rebecca Burch ve Steven Platek, cinsel ilişkiyle kadının psikoloji arasındaki ilişkiyi izledi. Bunun için düzenli cinsel hayatı olan 300 kadın izlendi. Araştırma sonuçları, Almanya’da yayımlanan Rheinische Post gazetesinin internet sayfasında yer aldı.
Arastirma sonucunda, cinsel ilişki sırasında prezervatif kullanmayan kadınların depresyon geçirme riski, diğerlerine göre daha düşük çıktı. Prezervatif kullanan kadınlarda ise depresyon geçirme riski yüksek çıktı. Bilim adamları, spermlerle birlikte, testosteron ve östrojen hormonlarının da dışarıya atıldığını, bu birleşimin boşalma sonrasında kadının kanına karıştığını tespit ettiler.
Yeni Evliler ve Cinsellik
Asagidaki cinsel sağlık bilgileri yazimizda yeni evli ciftlerin cinsellik hakkindaki dusuncelerini, cinsellik ile ilgili bilinen yanlislari, cinsellik ile korkularinin nedenlerini, ve bu korkulari nasil yenmeleri gerektigini ogrenebilirsiniz.
Yeni evlenenlerin bilgisizlik ya da yanlış bilgilenme nedeniyle cinsel ve ruhsal problem yaşadıklarını vurgulayan Psikiyatri Uzmanı Berfu Günel Akbaş, “Bilgi eksikliği nedeniyle oluşan korkular ortadan kalkınca hem ruhsal sorunlar hem de çiftlerin arası düzeliyor” diyor.
Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Berfu Günel Akbaş, “Toplumda yaygın olarak doğruluğuna inanılan ama aslında doğru olmayan cinsel mitler nedeniyle sorun yaşayan çiftlerle çok fazla karşılaşıyoruz” diyerek şunları söylüyor:
“Cinsellik mahrem bir konu. Rahat rahat konuşulabilen bir konu değil. Bu yüzden de kulaktan dolma şeylerle evliliğe adım atınca sorun yaşamak da kaçınılmaz oluyor.”
Kadınlarda en çok “acı çekeceğim korkusu” olduğunu belirten Akbaş, “Çevresinden sürekli cinsellikte kadının çok acı çektiğini, çok kanama olacağını duyan kadın evlenince kendini kasıyor. Cinselliği rahat yaşayamıyor. O nedenle de vajinismus vakaları ile çok fazla karşılaşıyoruz. “Vajinismus”un altında çok büyük bir oranda bilgi eksikliği yatıyor. Daha ilk seansta bilgilendirmeyle kafasındaki korkuyu yok ettiğimiz dolayısıyla sorunu çözdüğümüz vakalar oluyor. Erkeklerde en çok karşılaştığımız yanlış inanışlar ise erkeğin her zaman cinselliğe hazır ve cinsellikte başarılı olması gerektiğidir. Bu da erkeğin başarısızlık korkusu yaşamasına neden oluyor. Erkeklerde cinsel organın boyutu cinsel gücün göstergesidir şeklindeki cinsel mit de erkeklerin sıkıntı yaşamasına neden oluyor.”
Cinsellik ile ilgili normal kurallar olmadığının altını çizen Akbaş, hangi konularda çiftlere destek verdiklerini şöyle anlatıyor:
“Cinsellikte şu kadar sıklıkla ilişkiye girmelisiniz, normal olan kurallar şunlardır gibi önerilerimiz yok. Her çiftin bir ritüeli vardır. Yani kimi çift haftada bir kere ilişkiye girmekten hoşlanır, kimi ayda 3 kez… Her iki örnekteki çift için de bir sıkıntı yoksa biz buna çok az diyemeyiz. Eşlerden birinin sıkıntısı var diğerinin yoksa bunun için doktora geliyorlarsa ortak nokta bulmalarına yardımcı oluyoruz. Ancak eskiye oranla çiftlerin sorunlarında azalma var. Eskiden sorun kronikleştiği için çözmek de zor oluyordu. Çünkü cinsel sorun, ilişki sorununa dönüşüyordu. Yani eşlerini arası bozulmuş oluyordu. Sorun büyümeden geldiklerinde çok daha kolay oluyor. Cinsel sorunların çözümü için doğru bilgilendirme çok önemli. Özellikle anatomi konusunda bilgi akışının daha ilk öğretimde başlaması gerekir.”
Halk arasinda cinsellik ile ilgili yanlış inanışlar :
* Cinselliği erkek başlatır ve yönetir; bu erkeğin üzerinde çok ciddi baskı oluşturuyor. Başlatmalıyım kontrol etmeliyim, yönetmeliyim kaygısı yaşıyor.
* Erkek cinselliğe her zaman hazırdır.
* Erkek cinsel organının boyutu cinsellikte çok önemlidir.
* Cinsel ilişkiyi başlatan kadın ahlaksızdır.
* Cinsel ilişkiyi erkek başlatmalı ve yönetmelidir.
* Kadınlar ilk cinsel deneyimlerinde büyük bir kanama yaşarlar: Halbuki bugün biliyoruz ki bazı kızlık zarları elastiki ve hiç kanama olmayabiliyor, esnek olabiliyor. Bu da normal bir süreç.
* Cinsel ilişki, cinsel birleşme demek değildir. Yani cinsel ilişki penisin vajina ile ilişkisi değildir; her ilişkide mutlaka cinsel birleşme yaşanması gerekmez. Cinsellik yakınlaşmakla duygusal anlamda düşünsel anlamda paylaşmakla başlar.
Çiftlere Öneriler
* Çiftler ilk etapta endişelerini, korkularını ve cinsel beklentilerini paylaşmalılar. İletişim çok önemli.
* Çiftlerden herhangi birinin bir rahatsızlığı, sıkıntısı varsa yokmuş gibi davranmamalı. Örneğin “rol yapma” meselesini çok fazla dinliyoruz. Sakıncalı bir davranıştır.
* Cinsel sorunlar aile içinde çok fazla açıklanmamalı. En uygun yöntem bir uzmana danışmaktır.
Yeni evlenenlerin bilgisizlik ya da yanlış bilgilenme nedeniyle cinsel ve ruhsal problem yaşadıklarını vurgulayan Psikiyatri Uzmanı Berfu Günel Akbaş, “Bilgi eksikliği nedeniyle oluşan korkular ortadan kalkınca hem ruhsal sorunlar hem de çiftlerin arası düzeliyor” diyor.
Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Berfu Günel Akbaş, “Toplumda yaygın olarak doğruluğuna inanılan ama aslında doğru olmayan cinsel mitler nedeniyle sorun yaşayan çiftlerle çok fazla karşılaşıyoruz” diyerek şunları söylüyor:
“Cinsellik mahrem bir konu. Rahat rahat konuşulabilen bir konu değil. Bu yüzden de kulaktan dolma şeylerle evliliğe adım atınca sorun yaşamak da kaçınılmaz oluyor.”
Kadınlarda en çok “acı çekeceğim korkusu” olduğunu belirten Akbaş, “Çevresinden sürekli cinsellikte kadının çok acı çektiğini, çok kanama olacağını duyan kadın evlenince kendini kasıyor. Cinselliği rahat yaşayamıyor. O nedenle de vajinismus vakaları ile çok fazla karşılaşıyoruz. “Vajinismus”un altında çok büyük bir oranda bilgi eksikliği yatıyor. Daha ilk seansta bilgilendirmeyle kafasındaki korkuyu yok ettiğimiz dolayısıyla sorunu çözdüğümüz vakalar oluyor. Erkeklerde en çok karşılaştığımız yanlış inanışlar ise erkeğin her zaman cinselliğe hazır ve cinsellikte başarılı olması gerektiğidir. Bu da erkeğin başarısızlık korkusu yaşamasına neden oluyor. Erkeklerde cinsel organın boyutu cinsel gücün göstergesidir şeklindeki cinsel mit de erkeklerin sıkıntı yaşamasına neden oluyor.”
Cinsellik ile ilgili normal kurallar olmadığının altını çizen Akbaş, hangi konularda çiftlere destek verdiklerini şöyle anlatıyor:
“Cinsellikte şu kadar sıklıkla ilişkiye girmelisiniz, normal olan kurallar şunlardır gibi önerilerimiz yok. Her çiftin bir ritüeli vardır. Yani kimi çift haftada bir kere ilişkiye girmekten hoşlanır, kimi ayda 3 kez… Her iki örnekteki çift için de bir sıkıntı yoksa biz buna çok az diyemeyiz. Eşlerden birinin sıkıntısı var diğerinin yoksa bunun için doktora geliyorlarsa ortak nokta bulmalarına yardımcı oluyoruz. Ancak eskiye oranla çiftlerin sorunlarında azalma var. Eskiden sorun kronikleştiği için çözmek de zor oluyordu. Çünkü cinsel sorun, ilişki sorununa dönüşüyordu. Yani eşlerini arası bozulmuş oluyordu. Sorun büyümeden geldiklerinde çok daha kolay oluyor. Cinsel sorunların çözümü için doğru bilgilendirme çok önemli. Özellikle anatomi konusunda bilgi akışının daha ilk öğretimde başlaması gerekir.”
Halk arasinda cinsellik ile ilgili yanlış inanışlar :
* Cinselliği erkek başlatır ve yönetir; bu erkeğin üzerinde çok ciddi baskı oluşturuyor. Başlatmalıyım kontrol etmeliyim, yönetmeliyim kaygısı yaşıyor.
* Erkek cinselliğe her zaman hazırdır.
* Erkek cinsel organının boyutu cinsellikte çok önemlidir.
* Cinsel ilişkiyi başlatan kadın ahlaksızdır.
* Cinsel ilişkiyi erkek başlatmalı ve yönetmelidir.
* Kadınlar ilk cinsel deneyimlerinde büyük bir kanama yaşarlar: Halbuki bugün biliyoruz ki bazı kızlık zarları elastiki ve hiç kanama olmayabiliyor, esnek olabiliyor. Bu da normal bir süreç.
* Cinsel ilişki, cinsel birleşme demek değildir. Yani cinsel ilişki penisin vajina ile ilişkisi değildir; her ilişkide mutlaka cinsel birleşme yaşanması gerekmez. Cinsellik yakınlaşmakla duygusal anlamda düşünsel anlamda paylaşmakla başlar.
Çiftlere Öneriler
* Çiftler ilk etapta endişelerini, korkularını ve cinsel beklentilerini paylaşmalılar. İletişim çok önemli.
* Çiftlerden herhangi birinin bir rahatsızlığı, sıkıntısı varsa yokmuş gibi davranmamalı. Örneğin “rol yapma” meselesini çok fazla dinliyoruz. Sakıncalı bir davranıştır.
* Cinsel sorunlar aile içinde çok fazla açıklanmamalı. En uygun yöntem bir uzmana danışmaktır.
Marul Cinsel Istegi Zedeliyor
Salataların vazgeçilmez unsuru olan marulun bir çok yararı bulunuyor.
Ancak uzmanlar, marulun fazla yenilmesi halinde göz kararmasına neden olduğu, cinsel gücü azalttığı ve uyku verdiğini bildiriliyor.
Bitki bilimcilere göre, marulun içinde A, B, C, E vitaminleri, demir, kalsiyum, çinko, fosfor, iyot, sodyum ve bakır gibi mineraller bulunuyor.
Marulun sağlık üzerine olumlu etkileri şöyle sıralanıyor:
* İştah Açar, İdrar Söktürür: Maydanozla birlikte salata yapılıp sirke ile yenilirse iştah açar, idrar söktürür.
* Sinirlere İyi Gelir: Marul sürekli yenir ya da marul tohumu balla macun yapılıp yenilirse sinirleri sakinleştirir.
* Baş ve Göz Ağrısını Dindirir: Marul tohumunun suyu ile arpa unu hamur yapılıp göze yakı yapılırsa göz ağrısına iyi gelir. Sirke veya limon ile salatası yenilirse safradan kaynaklanan baş ağrısını geçirir."
Marulun olumlu özelliklerinin yanı sıra özellikle evliler için bir olumsuz özeliliği bulunuyor. Bitki bilimciler, marulun fazla yenilmesi halinde göz kararması yaptığını, cinsel gücü azalttığını ve uyku verici özelliği bulunduğunu bildiriyor.
Ancak uzmanlar, marulun fazla yenilmesi halinde göz kararmasına neden olduğu, cinsel gücü azalttığı ve uyku verdiğini bildiriliyor.
Bitki bilimcilere göre, marulun içinde A, B, C, E vitaminleri, demir, kalsiyum, çinko, fosfor, iyot, sodyum ve bakır gibi mineraller bulunuyor.
Marulun sağlık üzerine olumlu etkileri şöyle sıralanıyor:
* İştah Açar, İdrar Söktürür: Maydanozla birlikte salata yapılıp sirke ile yenilirse iştah açar, idrar söktürür.
* Sinirlere İyi Gelir: Marul sürekli yenir ya da marul tohumu balla macun yapılıp yenilirse sinirleri sakinleştirir.
* Baş ve Göz Ağrısını Dindirir: Marul tohumunun suyu ile arpa unu hamur yapılıp göze yakı yapılırsa göz ağrısına iyi gelir. Sirke veya limon ile salatası yenilirse safradan kaynaklanan baş ağrısını geçirir."
Marulun olumlu özelliklerinin yanı sıra özellikle evliler için bir olumsuz özeliliği bulunuyor. Bitki bilimciler, marulun fazla yenilmesi halinde göz kararması yaptığını, cinsel gücü azalttığını ve uyku verici özelliği bulunduğunu bildiriyor.
Viagra Yerine Kalca Jimnastigi
Almanya'nın Köln Üniversitesi'nde görevli bilim adamları milyonlarca erkeğe "müjde" olabilecek bir yöntem keşfetti. Uzun süredir "iktidarsız" erkekler üzerinde araştırma yapan öğretim görevlileri, disiplinli bir şekilde yapılacak jimnastiğin viagradan daha etkili olabileceğini ortaya çıkardı.
Heidelberg'te yayınlanan "Der Urologe" dergisi, Köln'lü uzmanların araştırmalarıyla ilgili haberinde bu yöntemin viagra alabilecek ekonomik güçte olmayanlar için 'umut' olduğunu belirtti.
Araştırmayı yürüten öğretim üyelerinden Ürolog Frank Sommer, iktidarsız erkekler üzerinde yapılan testlerde bilinçli jimnastiğin viagradan daha çok etki yaptığının gözlendiğini söyledi. Sommer, "Bilinçli ve düzenli yapılan kalça jimnastiği, kan dolaşımına ritim kazandırıyor. Bu da sadece iktidarsızlığın önemli ölçüde giderilmesini sağlamakla kalmıyor, çoğu zaman yinelenmesinin de önüne geçiyor. Halbuki viagra sadece geçici 'şehvet' sağlamakla kalıyor" dedi.
Sommer, teste tabi tutulan erkeklerde jimnastiğin etkisi yüzde 80 olarak belirlenirken, viagranın ancak yüzde 74 oranında etki yaptığı anlaşıldı.
Heidelberg'te yayınlanan "Der Urologe" dergisi, Köln'lü uzmanların araştırmalarıyla ilgili haberinde bu yöntemin viagra alabilecek ekonomik güçte olmayanlar için 'umut' olduğunu belirtti.
Araştırmayı yürüten öğretim üyelerinden Ürolog Frank Sommer, iktidarsız erkekler üzerinde yapılan testlerde bilinçli jimnastiğin viagradan daha çok etki yaptığının gözlendiğini söyledi. Sommer, "Bilinçli ve düzenli yapılan kalça jimnastiği, kan dolaşımına ritim kazandırıyor. Bu da sadece iktidarsızlığın önemli ölçüde giderilmesini sağlamakla kalmıyor, çoğu zaman yinelenmesinin de önüne geçiyor. Halbuki viagra sadece geçici 'şehvet' sağlamakla kalıyor" dedi.
Sommer, teste tabi tutulan erkeklerde jimnastiğin etkisi yüzde 80 olarak belirlenirken, viagranın ancak yüzde 74 oranında etki yaptığı anlaşıldı.
Evlilik ve Cinsel Sogukluk
Cinsel sağlık bilgileri konularimizdan bu defa ki konumuz evlilikte yasanan cinsel sogukluklar. Evli ciftler arasinda yasanan cinsel sogukluk nedenleri ve alinabilecek onlemler hakkindaki bilgileri asagidaki yazimizda bulabilirsiniz.
Evli çiftler arasında baş gösteren cinsel soğukluğun en önemli nedenlerinden biri, ilişkiye gerekli özenin gösterilmemesi. Aralarında cinsel soğukluk baş gösterdi mi çiftler aralarındaki sevgi bağının da koptuğuna inanıyorlar, oysa bu büyük bir yanılgı.
Evlilklerde cinsel çekimin azalması sevginin de yavaş yavaş bittiğinin habercisiymiş gibi gelir çiftlere. Oysa gerçek sebep fiziksel ve duygusal bir takım rahatsızlıklar olabilir. Bu nedenle öncelikle problemin ne olduğunu araştırmak ve buna göre hareket etmek gerekiyor.
Evlilklerde çiftleri birbirinden uzaklaştıran en büyük etken ilişkiye gerekli titizliğin gösterilmemesi ve cinsel yaşama yeniliklerin kazandırılmaması. Evli çiftlerin zaman içinde ara ara ilişkilerini gözden geçirerek yeni bir boyut getirmeleri gerekir. Evlilikle noktalanan yıllar süren flörtlerde de sonuç değişmiyor. Bu çiftlerin cinsel hayatları kuvvetli bir aşk bağının ötesinde güvenli bir sevgi ve güvenilir bir sevgiliyle birlikte olmalarının verdiği şehveti taşıyor.
Kadınlarda Cinsel Soğukluk
Yapılan araştırma sonuçlarına göre seks, stres, yorgunluk ve baş ağrısıyla savaşıyor. Aynı zamanda bünyeyi de rahatlatıyor. Cinsel soğukluk, partnere yetişme çağında ailenin cinsellik konusunda gösterdiği tutuculuğa bağlı olabiliyor. Diğer bir neden de, gençlik çağındaki ilk deneyimde meydana gelmiş bir zorlama ya da partnerin doğru kelimeleri ve dokunuşları bulamamasından doğan ters etkilenmenin yıllar sonra bilinç altından çıkması. Bu sorun, kadının yaşadıkları incelenerek çözümlenmeli. İsteksizlik ve orgazm olamama geçmişle yüzleşmenin getirdiği bir sorun da olabiliyor.
Ağrı ilişkiden soğutabilir
Toplumsal baskı ve tabular, kadın cinselliği söz konusu olduğunda, kadından çok daha fazla söz sahibi olduğundan kadın kendini ilişki sırasında baskı altında hissedip ilişki sırasında kendini kasabilir. Evliliğin ilk gecesinde kadının kendini kasması ilişkiden haz almasından çok acı duymasına neden olmuş olabilir. Bu nedenle de cinselliğe bakışı farklı olacaktır.
Bundan başka ilişkinin ilk saniyelerinde meydana gelen spazm - ağrı, ağrı - spazm kısır döngüsü cinsel hayatı kabusa dönüştürebilir.
Libido Kaybı
Libido kaybı, cinsel isteğin kaybolması anlamına gelir. Evliliklerinin ilk yıllarında mükemmel bir cinsel hayata sahip olan çiftlerin, bir zaman sonra birbirlerinden soğumalarının nedeni büyük ihtimalle libido kaybına bağlıdır.
Libido kaybına çiftlerin psikolojik yapılarındaki değişiklik neden olabilir. Genel olarak evli çiftlerde libido kaybının nedenlerini şöyle sıralayabiliriz:
* İstenmeyen gebelik korkusu,
* İlişkiye girmeyi önleyen korkular,
* Kişinin psikolojik durumundaki değişiklikler,
* Sosyal ve ekonomik nedenlere bağlı stresler,
* Travmaya neden olan tıbbi müdahale,
* Vajenin penisi içine alması sırasında ağrı olması.
Jinekolojik Rahatsızlıklar
Eğer kadında bir takım jinekolojik rahatsızlıklar baş gösterdiyse bunlar da cinsel soğukluğa yol açabilirler. Eğer kadın doğum gibi büyük bir değişiklik yaşadıysa vücudunun yeniden eski ritmini yakalaması üç aylık bir süre isteyecektir. Bu arada kadının annelik, eşlik, evinin kadını gibi konularda aklının karışması da cinselliğe zaman ayırmasını engelleyici etkenlerden olabilir.
Cinsel hayatı etkileyecek birkaç jinekolojik rahatsızlığın bilinmesinde fayda vardır:
* Rahim ağzı enfeksiyonları
* Vajinal mantar, trikomonas gibi vajen enfeksiyonları
* Vajen akıntıları
* Yaşa bağlı hormonal yetersizlikten kaynaklanan kuruluk
* Ameliyat sonrası meydana gelmiş yapışıklıklar
* İkiden fazla, zorlu normal doğumlarda mesane tabanının gevşemesine bağlı idrar kaçırma problemi. Bu tür rahatsızlığı olan kadınlar cinsel ilişki sırasında da idrar kaçırabilirler.
Psikolojik Sogukluk
Bazı durumlarda ise kadının yaşadığı bu karmaşa fiziksel bir rahatsızlıktan, vajinismustan ileri gelebilir. Vajinismus, anatomik ve ruhi hassasiyet yüzünden vajinanın şiddetli ve ağrılı büzülmesi, cinsel temas sırasında vajinanın etrafındaki kasların kasılmasıdır. Cinsel ilişki sırasında duyulan bu acı kadının seksten soğumasına neden olabilir. Tanımında belirtildiği gibi vajinismus ya da diğer adıyla vajinizm psikolojik rahatsızlıktan ileri gelebileceği gibi vajinal enfeksiyon, östrojen azlığı, deriye değin sorunlar ve rahimdeki iltihaplanma ya da yaradan da ileri gelebilir. Bu gibi durumlarda bir doktora başvurmanızda fayda var. Cinsel soğukluğun en etkili ilacının sevgi, sabır ve anlayış olduğunu çiftler unutmamalıdır.
Erkeklerde Cinsel Soğukluk
Toplumumuz kadına yatakta ne kadar baskı yapıyorsa erkeği de o kadar serbest bırakıyor. Performansından şüphe edilmeyen erkek de kendisine gösterilen bu güveni baskı olarak algılayabiliyor oysa. Erkeklerde de bazı fizyolojik sorunlar sıkça görülebiliyor. Cinsel fonksiyon bozuklukları ile uğraşan uzmanlar öncelikle ilk iş olarak olayın fiziksel mi, yoksa psikolojik mi olduğunu araştırıyorlar.
Fiziksel rahatsızlıklardan ileri gelen cinsel isteksizliğin bir takım konsültasyonlarla ortadan kaldırılması mümkün. Bu fiziksel rahatsızlıklar çoğunlukla kalp - damar hastalıkları, bazı hormon veya enfeksiyon hastalıkları ile libido üzerinde olumsuz etki yapan ilaçların neden olduğu hastalıklar oluyor. Psikolojik nedenlerden bazıları ise stres, sürmenaj, kendine güven eksikliği, çift arasında yaşanan sorunlar olabiliyor. Bu gibi durumlarda çiftlerin aralarındaki problemleri çözmek üzere bir evlilik uzmanının yardımını almaları gerekebilir.
Evli çiftler arasında baş gösteren cinsel soğukluğun en önemli nedenlerinden biri, ilişkiye gerekli özenin gösterilmemesi. Aralarında cinsel soğukluk baş gösterdi mi çiftler aralarındaki sevgi bağının da koptuğuna inanıyorlar, oysa bu büyük bir yanılgı.
Evlilklerde cinsel çekimin azalması sevginin de yavaş yavaş bittiğinin habercisiymiş gibi gelir çiftlere. Oysa gerçek sebep fiziksel ve duygusal bir takım rahatsızlıklar olabilir. Bu nedenle öncelikle problemin ne olduğunu araştırmak ve buna göre hareket etmek gerekiyor.
Evlilklerde çiftleri birbirinden uzaklaştıran en büyük etken ilişkiye gerekli titizliğin gösterilmemesi ve cinsel yaşama yeniliklerin kazandırılmaması. Evli çiftlerin zaman içinde ara ara ilişkilerini gözden geçirerek yeni bir boyut getirmeleri gerekir. Evlilikle noktalanan yıllar süren flörtlerde de sonuç değişmiyor. Bu çiftlerin cinsel hayatları kuvvetli bir aşk bağının ötesinde güvenli bir sevgi ve güvenilir bir sevgiliyle birlikte olmalarının verdiği şehveti taşıyor.
Kadınlarda Cinsel Soğukluk
Yapılan araştırma sonuçlarına göre seks, stres, yorgunluk ve baş ağrısıyla savaşıyor. Aynı zamanda bünyeyi de rahatlatıyor. Cinsel soğukluk, partnere yetişme çağında ailenin cinsellik konusunda gösterdiği tutuculuğa bağlı olabiliyor. Diğer bir neden de, gençlik çağındaki ilk deneyimde meydana gelmiş bir zorlama ya da partnerin doğru kelimeleri ve dokunuşları bulamamasından doğan ters etkilenmenin yıllar sonra bilinç altından çıkması. Bu sorun, kadının yaşadıkları incelenerek çözümlenmeli. İsteksizlik ve orgazm olamama geçmişle yüzleşmenin getirdiği bir sorun da olabiliyor.
Ağrı ilişkiden soğutabilir
Toplumsal baskı ve tabular, kadın cinselliği söz konusu olduğunda, kadından çok daha fazla söz sahibi olduğundan kadın kendini ilişki sırasında baskı altında hissedip ilişki sırasında kendini kasabilir. Evliliğin ilk gecesinde kadının kendini kasması ilişkiden haz almasından çok acı duymasına neden olmuş olabilir. Bu nedenle de cinselliğe bakışı farklı olacaktır.
Bundan başka ilişkinin ilk saniyelerinde meydana gelen spazm - ağrı, ağrı - spazm kısır döngüsü cinsel hayatı kabusa dönüştürebilir.
Libido Kaybı
Libido kaybı, cinsel isteğin kaybolması anlamına gelir. Evliliklerinin ilk yıllarında mükemmel bir cinsel hayata sahip olan çiftlerin, bir zaman sonra birbirlerinden soğumalarının nedeni büyük ihtimalle libido kaybına bağlıdır.
Libido kaybına çiftlerin psikolojik yapılarındaki değişiklik neden olabilir. Genel olarak evli çiftlerde libido kaybının nedenlerini şöyle sıralayabiliriz:
* İstenmeyen gebelik korkusu,
* İlişkiye girmeyi önleyen korkular,
* Kişinin psikolojik durumundaki değişiklikler,
* Sosyal ve ekonomik nedenlere bağlı stresler,
* Travmaya neden olan tıbbi müdahale,
* Vajenin penisi içine alması sırasında ağrı olması.
Jinekolojik Rahatsızlıklar
Eğer kadında bir takım jinekolojik rahatsızlıklar baş gösterdiyse bunlar da cinsel soğukluğa yol açabilirler. Eğer kadın doğum gibi büyük bir değişiklik yaşadıysa vücudunun yeniden eski ritmini yakalaması üç aylık bir süre isteyecektir. Bu arada kadının annelik, eşlik, evinin kadını gibi konularda aklının karışması da cinselliğe zaman ayırmasını engelleyici etkenlerden olabilir.
Cinsel hayatı etkileyecek birkaç jinekolojik rahatsızlığın bilinmesinde fayda vardır:
* Rahim ağzı enfeksiyonları
* Vajinal mantar, trikomonas gibi vajen enfeksiyonları
* Vajen akıntıları
* Yaşa bağlı hormonal yetersizlikten kaynaklanan kuruluk
* Ameliyat sonrası meydana gelmiş yapışıklıklar
* İkiden fazla, zorlu normal doğumlarda mesane tabanının gevşemesine bağlı idrar kaçırma problemi. Bu tür rahatsızlığı olan kadınlar cinsel ilişki sırasında da idrar kaçırabilirler.
Psikolojik Sogukluk
Bazı durumlarda ise kadının yaşadığı bu karmaşa fiziksel bir rahatsızlıktan, vajinismustan ileri gelebilir. Vajinismus, anatomik ve ruhi hassasiyet yüzünden vajinanın şiddetli ve ağrılı büzülmesi, cinsel temas sırasında vajinanın etrafındaki kasların kasılmasıdır. Cinsel ilişki sırasında duyulan bu acı kadının seksten soğumasına neden olabilir. Tanımında belirtildiği gibi vajinismus ya da diğer adıyla vajinizm psikolojik rahatsızlıktan ileri gelebileceği gibi vajinal enfeksiyon, östrojen azlığı, deriye değin sorunlar ve rahimdeki iltihaplanma ya da yaradan da ileri gelebilir. Bu gibi durumlarda bir doktora başvurmanızda fayda var. Cinsel soğukluğun en etkili ilacının sevgi, sabır ve anlayış olduğunu çiftler unutmamalıdır.
Erkeklerde Cinsel Soğukluk
Toplumumuz kadına yatakta ne kadar baskı yapıyorsa erkeği de o kadar serbest bırakıyor. Performansından şüphe edilmeyen erkek de kendisine gösterilen bu güveni baskı olarak algılayabiliyor oysa. Erkeklerde de bazı fizyolojik sorunlar sıkça görülebiliyor. Cinsel fonksiyon bozuklukları ile uğraşan uzmanlar öncelikle ilk iş olarak olayın fiziksel mi, yoksa psikolojik mi olduğunu araştırıyorlar.
Fiziksel rahatsızlıklardan ileri gelen cinsel isteksizliğin bir takım konsültasyonlarla ortadan kaldırılması mümkün. Bu fiziksel rahatsızlıklar çoğunlukla kalp - damar hastalıkları, bazı hormon veya enfeksiyon hastalıkları ile libido üzerinde olumsuz etki yapan ilaçların neden olduğu hastalıklar oluyor. Psikolojik nedenlerden bazıları ise stres, sürmenaj, kendine güven eksikliği, çift arasında yaşanan sorunlar olabiliyor. Bu gibi durumlarda çiftlerin aralarındaki problemleri çözmek üzere bir evlilik uzmanının yardımını almaları gerekebilir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)